Susturma Biçimleri-II

08 Mayıs 2009

.
Sosyolog değilsin toplum hakkında konuşuyorsun; filozof değilsin felsefe yapıyorsun; sıradan bir adamsın/kadınsın politika yapıyorsun; ‘pisikolog’ yahut ‘pisikiyatır’ değilsin insanlara öğütler veriyorsun, duygularını nasıl şekillendirdiğini anlatıyorsun senden etkileniyorlar…

Sen çakma bir fikir, bir duygu insanısın ve çok ötüyorsun…

Susturma Biçimleri‘nin bir bölümüdür bu; evin önünden fazla uzaklaşma nasihatinden, karanlık oldu artık gir içeri yoksa babana söylerim tehdidinden gelip yetişkinler dünyasına; yani kabaca “Çok konuşma çarparım ağzına!” dan “Çok konuşma alırım içeri!”lere kadar uzanan…

Çok sevdiğim şahsen tanışmadan kardeşim, abim bildiğim Metin Üstündağ geçenlerde Okuma Parçaları’ndan birinde mealen şöyle diyordu, “Şu internet aleminde de bilip bilmeden herkes yazıyor.”

Sen de mi Metin Abi!.. Canım abim…

Dezenformasyon, manipülasyon, provakasyon ihtimalleri her mecrada var… Bilgi eksikliği, ifade yanlışları, yalan her yerde, her kürsüde var…

Ama bunu sürekli tek kaş yukarda gündemde tutar ve özellikle gençlere -hatta yaşlılara- yönelerek “Yalan yalnış, bilip bilmeden konuşmayın bakiim!” söyleminde katılaşır ve bunu gerilim sosu yaparsak iç ve dış düşmanlar tehdidiyle zihininin kapı önünden öteye gidemeyen, akşam olunca hemen eve sokulan ve çok yaramazlık yaparsa sokağa çıkması yasak edilen gene o dünkü (artık Başbuğ’umuz dediğine göre biz de diyebiliriz) Türkiye Halkları oluruz…

Yahut Başabakan’ımızın kendi gibi düşünen aydınları göreve çağırmasına benzer bir çağrıda bulunmuş olabiliriz bi anlamda herhalde, gâliba, sanırım, bi ihtimal…

İnsanın bir entelektüel, münevver (bu arada münevverin kadın ismi olması da dikkate değer) olmasa da sırf insan oluşuyla dünyayı nasıl özel algılayabileceğine değinen şahane bir yazı var şurda Sınıfın Sosyal Teorisyenleri‘nde…

Konu şu ki biz bilerek yahut bilmeyerek kişinin özel algısının değerine bir yandan inanıyor bir yandan da onu yok sayıyoruz…

Bir yandan “Niye kimse kendi diliyle konuşmuyo lan!” diyoruz birisi kendi diliylen bir lâf etti miydi de kafasına iki tane çakıyoruz…

Sonra o kişi otomatikman şablonlarla konuşmaya başlıyor. Bu sefer de “Ne şabloncu bu da öff yaaa!” oluyor…

Kişiye özel Ağ Sayfalarında da benzer şeyler oluyor…

Bir kişi farklı, zıt bir görüş belirtti mi başlıyor mahalle kavgası…

Tabii (sosyolog, psikolog değilim ama) çocukluğumuzdan, yetişmemizden, siyasi işleyişimizden; hiyerarşik, feodal yapımızdan falan kaynaklanıyor tüm bunlar herhalde…

Sonra da kişisel ağ sayfaları’nda “Bunlar da amma entel dantel!” yahu diyenler beliriyor…

Eee?..

E’si o!
.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: