bu bir ‘PİPO’ değildir

24 Nisan 2010

1
Rene Magrit’in pipo resmine eklenen “bu bir pipo değildir” altyazısını, “Bu bir pipo değil, bir pipo resmidir.” diye hatırlarım.

Aynı şekilde pipo sözcüğü de pipo değil, pipoyu imleyen, bizden pipoyu hayâl etmemizi isteyen bir sözcüktür.

Pipo sözcüğünün yeryüzündeki bütün pipoları tanımlaması gerçek dışı yahut gerçek-üstü değil mi? Çünkü elimizdeki, çantamızdaki, evimizdeki, bir zamalar babamızın dudakları arasındaki, camekandaki, hoşlanmadığımız bir kültür bakanı müsteşarının elindeki ve burda sayamadığımız bütün yer ve şekillerdeki pipoların, pipo sözcüğüyle ifade edilmesi pipo sözcüğüne taşıyamayacağı kadar bir soyutlama gücü veriyor ki pipoların, pipo sözcüğüyle, bu kadar soyutlandıktan sonra gerçekle ilgileri kalmıyor.

Sadece pipo sözcüğü mü böyle peki? Pipo sözcüğüyle binlerce sözcük yer değiştirebilir.

Öyle. Anlatmanın imkansızlığına inanıyorum ben de. Magrit’in “My painting is visible images which conceals nothing.” deyişine binaen “Sözcüklerim hiçbir şeyi perdelemeyen okunabilir sözcüklerdir.” demek isterim. Ne ki sözcükler kendi başlarına, en ilkel hâlleriyle birer perdedir.

Sümer’in yazı serüvenindeki ABC’lerden birinde ters üçgen (pubis) imi kadın, dağ imi ise uzak veya yabancıdır. İki im bir cümleyi oluşturur, “Yabancı kadın.” Demek ki kil tabletin burasında yabancı bir kadından bahsedilmektedir. Eee? Yabancı kadın büyük olasılıkla bu yazıyı yazdıran asilzadenin ganimetidir. Yahut yabancı kadın gezgin bir kabileden dışlanıp/terkedilip Uruk’a gelmiştir. Başka olasılıklar da üretilebilir. Ne ki üretilen tahmini sosyal bilgi/durumlar onlarca ayrıntıdan mahrum bırakır. Ayrıntılara yani biraz daha gerçeğe ulaşmak için aklımızı zorlarız.

Anlatmak her ne kadar mümkünsüz ise de anlamak görece daha olası bir durum gibi görünmekte. Çünkü biz karşımıza çıkan metne kendi gerçekliğimizi aşılarız. Bu koşulda eksik de olsa bir gerçeklik belirir. Beş duyu belleğimizden, coşkusal belleğimizden gelen gerçeklik

Gerçeği imlemekle mükellef sözcükler gerçeği perdeler. Fakat perdeyi aralayacak olan, alımlayıcı yahut okurdan başkası değildir.

2
Şiiri seviyorum. Çünkü şiir beni alımlayıcı yahut okuyucu olarak şekillediriyor. Coşku belleğimi harekete geçiriyor. Yani hızla yaşayıp geçtiğim ânlar, durumlar sesleri, kokuları, tatları, dokunuluşları, boyut ve renkleriyle yeniden beliriyor. Altı boyutlu -bir yandan da yorumlanan demek istiyorum- bir geçmişin filmi oynuyor zihniminde.

Güçlü şiirler yahut iyi dizeler okuyunca göğsüm eziliyor, salıncakta aşağı doğru salınırken karın bölgesinde oluşan tuhaf boşluk hissi gibi bir his tüm karnımı kaplıyor, şakaklarım eziliyor, tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor, yanaklarım kızarıyor; hoşuma giden bir kadını, berrak bir dereyi, güneşin ışığıyla yeşilin tonlarına boyanan erik ağacını, yavru bir kediyi, mutlu bir bebeği görmüş kadar heyecanla doluyorum.

Edip Cansever’in “…Üst üste duran masalar/Üst üste duran iskemleler/Üst üste duran mevsimler ve her şey/İndirilip serpiştirilirdi” dizeleri başımı belaya sokacak kadar geçmişe götürüyor. Kartal’a gidiyorum. Arabalı Vapur’a biniyorum. Yalova’ya geçiyorum. Çocukluğumun kır kahvelerini yeniden görmek umuduyla… Sonrasını hiç anlatmıyım neşemiz bozlumasın.

İtimat etmediğim, gerçeği perdeleyen, yoğun soyutluklarıyla gerçeküstü birer ıra taşıyan sözcükler veya dizeler/cümleler somut çağrışımlarla dolular. Dokunulmuş gerçeği yeniden dokuyuşun gücünü aşılıyorlar.

Ayrıca sözcükler, imgeler, semboller alışkın oldukları yerde dalgalanmakta cesurlar. Haç Batı’da Hilal Doğu’da. Ama sanayi devriminden bu yana yoğun biçimde coğrafyalar birbirinin içine akıyor. Şekspir’i kendi dilinden ıkına sıkına anlamaya çalıştığım ve fakat sinir uçlarımla anlayamadığım için üzgünüm. Öte yandan Edip Cansever’i benim gibi anlayamayacakları için İngilizler adına da üzgünüm. Türkiyeli olup Edip Cansever’i anlayamayanlar adına ise, yurttaşlarımın önüne konan ilgi, dikkat, anlama becerisi engellerine öfkeliyim.

Kendiliğinden ulanan bir kestirim. Doğuverdi. Dilin zenginliği galiba dili üretenlerden çok algılayanların, tartışanların ve dilden tad alanların zenginliğiyle orantılı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: