hayat ve harf

30 Eylül 2010

yazılan her şey kendi hâline bırakıldıktan sonra ölüyor… tâ ki bir okuyucu için uyaran oluncaya kadar… okuyucu kattığı yaşamla ölüyü canlandırıyor… yine de yazılıp bırakılanın, algımızdan bağımsız bir şekilde ölü olma gerçeği değişmiyor… hatta yazılıp bırakılana ölü demek bile ciddi bir canlılık ilham ediyor… hayır öyleyse… bunlar, ölü bile değil harf yığınlarıdır sadece… yazanın dudaklarından dökülürkenki canlılıklarının ötesinde gerçekten canlı sayılamazlar… sabitlenmişlerdir… kımıltısızdırlar… okuyucunun kendiyle ve çevresiyle etkileşimine katkı sunabilir fakat okuyucunun şimdi ve burdasıyla etkileşemezler… bir taş bile üzerine oturanla etkileşime girebilir… üzerinde yürünen kum, çakıl, toprak, şimdi ve burdakiyle etkileşir… canlı olan her şey canlı olan bir diğeriyle ve kendi içinde etkileşir… yazılıp kendi hâline bırakılan harf yığınına etkileşim yeteneğini okuyucusu aşılayabilir yalnızca… elbet harf yığınlarını biraraya toplayan kağıtların, tomarların, papirüslerin, kil tabletlerin ve günümüzde kitapların birer eşya olarak yaşarlığı tartışılmaz… sayfayı çevirirken parmak ucumuza iletilen his ve sayfanın hışırtısı ve kokusu etkileşime neden olur elbet… amma bu etkileşimi sağlayan harfler değil bir eşya olarak kitabın kendisidir… o yüzden insanlar belki de kitapları, dergileri okumaktan çok sayfalarını çevirmeyi, onları ellerinde eğip bükmeyi ve yanlarında gezdirmeyi severler… çünkü bu eylemler harf yığının kendisinden daha canlıdır…

(benim uydurmamla)hurufatçı, eski türkçede muharrir, müellif, ingilizcesi’yle author, iskandinavcası’yla maker ve bize tanıdık adıyla yazar burda ve şimdide yaşayan biridir… dudaklarının arasından dökülen burda ve şimdinin kimyasıdır… yok eğer değilse başka bir hurufatın izdeşidir… çok yerinde olmayan benzetmeyle, ölümün izdeşidir… yazıyor olması kimseyi yazar kılmaz tıpkı yaşıyor olması kimseyi yaşar kılmadığı gibi… büyük ihtimalle hurufattan kopup burda ve şimdiye nüfuz edenlerdir yazarlar veya yaşarlar… işte tam bu nokta yazarlar ve yaşarların eşitlendiği noktadır… zihnindeki sabitliklerle hayata bakan kördür… çünkü zihinde yoğunlaşan harf yığını zihni kendine benzeterek öldürür yahut etkileşimden uzaklaştırır… bu esnada duyuların kapıları kapalıdır… karşıdan gelen etkiye göre yanıt verilemez… harf yığınının yönergelerine göre ezberden yanıtlar verilir… hele iki taraf da ezberden konuşuyorsa kavga kaçınılmazdır…

kıssaca:

harf hükümransa insanların dünyasında hayat ölüdür, ölmeye devam etmektedir…

Reklamlar

4 Yanıt to “hayat ve harf”

  1. Enis Diker Says:

    “harf hükümransa” ile enterasan bir noktayı yakalamışsınız. Hiç böyle düşünmemiştik. Daha çok kelimeler üzerinde düşünmüştük, bu şekile itiraz edecektik, ama harf olmazsa kelimeler ve onlara yüklenen anlamlar olmaz ki. Tabii o anlamı okuyanın/dinliyenin yüklemesi lazım. Burda herkes kelimeye aynı anlamı yüklüyorsa, ya da herkesden bağımısz, anlaşılanın, çağrıştırdığının dışında bir ezoterik anlamı yoksa eğer, herkesin geçmişine göre bir anlam yüklemesi makul kabul edilir. Kelimenin (daha doğrusuz sizin dediğiniz gibi harflerin) titreşimi/ezoterik anlamlarından çok insanda uyandırdığı ile ilgiliyiz. İnsanı iyiliğe, dayanışmaya yöneltiği halini daha çok önemsiyoruz. Öbür yorumlara ise henüz verilecek bir cevabımız yok :)

    Aslında önemli bir iletişim düşüncesine, ufukların birleşmesine güzel bir giriş yapmışsınız, ordan bir yorum yazacaktık ama son cümleniz çarptı bizi:)

    Selam ile

  2. tarik Says:

    “şimdi ve burda” ile anlatılana bulaşmak istedim.
    görecelik içinde ele alındığında “o” da “anlam” kaybına uğruyor gibi…ama aynı noktadan da yeniden ve “sonsuz” enaz hayat kadar sonsuz “kendi” hayatları ve yine belli bir “şimdilik ve burdalık” ile ilişki içinde “anlam”laşıyor…
    “büyük şimdi ve burda”nın gölgesinde bugünkü “ölü”ler yada ölü harfleri anlamak,dahası anlamaya çalışmak kaçınılmaz bir harf sorunu gibi geliyor…hatta bazen kendimi sessiz bir ölümün yakınında hatta hatta paranoyak bir el ve çene felçlisi gibi görüyorum.silmekle yazmak arasına sıkışmış…ağlamak değil artık, o geride kaldı büyük ölçüde …
    ama…

  3. tarik Says:

    aslında harfin bilmek(bilim ,sanat vs.) ile olan ilişkisinde bir arıza olmalı…birilerinin harfleri sayesinde öyle kabul ettiğim(iz) bir arıza…
    kişisel tarihi esas aldığınızda varlığınızı enisonu yoksayacak olan zaman-harfleri sorunu, ama öte yanda sınıfsal(toplumsal) tarihi esas aldığınızda harf eksikliğinin (belki de hep olacak olan) flu-harfleri sorunu … ama belki de aradaki açıyı sadece- dediğiniz gibi- canlı-harfler ve onun tarihi sorunu olarak kabul etmek gerekir…kafa-kol ekseni?…


  4. arkadaşlar ne güzel şeyler yazmışınız… yorumlarınızdaki hissiyatıanladım… ama anlamı tam kavrayamadım.. eksikliğimdendir… bağışlayın…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: