27 Mart Bildirim

27 Mart 2012

Dünya Tiyatrolar Günü  için ben bir bildiri yazabilir miyim? Bir tiyatro dertlisi veya delisi olarak sen  yazabilir misin? Biz tiyatro çalışanlar, hepimiz ayrı ayrı birer dünya tiyatrolar günü bildirisi yazabilir miyiz?  Bugüne kadar yazılan bildirilere bakarak,  bir bildiri yazmak her tiyatro sevdalısının harcıdır  diye düşünüyorum. Her birimiz pırıl pırıl zihinler taşır, birbirimizden alıp vereceklerimiz varken, ne biçimde seçildiğini bilmediğimiz bir tiyatro sanatçısının mecburi  tedirsatından neden geçelim. Yoksa pırıl pırıl zihinler taşımıyor muyuz? Bize birileri daima ne kadar kalın kafalı, işe yaramaz olduğumuzu ve her şeyi bizden iyi bileceğini mi fısıldıyor?

Antik Yunan tragedyalarında zıt düşünceler, duygular çarpışır, sahnelenirler. Komedyalar ise siyasi hiciv ağırlıklıdır. Antik Yunan’da toplumun kimi çıkar gruplarının temsil hakkı bulduğu kısıtlı da olsa bir demokrasi vardır. Toplumdaki siyasi dinamik tiyatroya yansır. Antik Yunan’ın çöküşüyle tiyatroda diyalektik de çöker. Ağırlıklı olarak zıt, eleştirel  düşüncelerin sahneye çıktığı bir tiyatronun yerini  ahlaki, dîni oyunlar, kaba güldürüler; atraksiyon, kaba cinsel espiriler içeren gösteriler alır.  Ta ki rönesansa kadar. Çünkü toplum değişmektedir. Antik Yunan uyksundan uyandırılır. Kasavetli baskıcı kilisenin ve aristokrasinin iktidarı yavaş yavaş çürümektedir. Fransız İhtilali’ne kadar olan süreçte  tiyatro siyasi hiciv ve diyalektikle yeniden tanışır. Aynı şekilde komünist düşüncenin hayat bulduğu 19. yüzyıl’dan 20. yy’ın son on yılına kadar tiyatrodaki diyalektik, Antik Yunan’ı izlemeyi zaman zaman bırakarak yeni tiyatro biçimleri yaratacaktır. Tiyatro siyasi bir zindelikle hırçınlaşacak, sertleşecek ve estetik olarak çeşitlenecektir.

Fakat!

1990’larla birlikte dünyaya bir ortaçağ karanlığı çöktü. Ve tiyatroda diyalektik unsurlar sahne almayı yavaş yavaş bıraktı. Sahnede dans, müzik, dijital efektler, görsel düzenlemeler, action’dan çok at-trac-tion’lar, kim tarafından tayin  edildiği bilinemeyen eleştirmenlerce, vakıflarca alkışlanmaya,  müthiş tiyatro oyunları kateogorsine alınmaya başlandı. Tiyatrodan diyalektik çekilince siyaset de çekilmiş oldu. 20. yy’ın marxist tiyatro yazarlarının oyunlarının içleri boşaltılarak, kolajlanarak, ‘cover’lanarak eğlenceli, çok komik, rahatsız etmeyen, “aman ne hoş” a-politik kabarelere, gösterilere dönüştürüldü.

Dünya faşizmine, dünya polis devletine doğru ilerlenirken non-diyalektik tiyatrolar elbet toplumsal dinamiğe uyumlu olacak ve ayakta alkışlanacaklar. Önce tiyatro ölüyor şayiası ve ardından böyle bir tiyaronun gelişi elbet anlaşılır. Ve tabi barış, esenlik ve nasihat dolu tiyatro bildirileri de olağan. Ama ne diyor usta? “Olağan deme hiçbir şeye”

Tüm tiyatro sevdalılarının birer Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi yazmasını cânı gönülden tâlep ediyorum efendim. Saygılarımla.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: