Minâ Urgan, Oğuz Aral

03 Nisan 2012

Moda’da, Haldun Taner Büstü’nün oralarda sürter, denize karşı hülyalara dalarken bir Cahit Irgat, bir  Orhan Veli, bir Melih Cevdet Anday olmak isterdik. Bize hep birisi gibi olmak öğretilmişti ne yapalım. Saydığım isimlerin cazibesi de yaşamıyor oluşlarındandı belki. Biz romantik nazarlarla sürte duralım Minâ Hanım’da bize balkondan bakardı zâhir.

Dün Piraye’de ziftlenirken Serdar (Bordanacı) anlattı: Serdar, “Bir Dinazor’un Anıları/Gezileri”ni okuyup Minâ Hanım’ı çok tebrik etmek için yanına gitmiş.  İşte kitap şöyleydi böyleydi diye konuşurlarken Minâ Hanım, “Yav Serdar aslında bu kitaplardan dolayı mutlu değilim. Zira tahmin edemeyeceğim kadar çok sattılar. Bir yanlış yaptık ama ne?” demiş.

Bu bahis böyle. Geçelim ikincisine.

Pera’da ilk ders vermeye başladığım yıllarda bir de pandomim sınıfı açmak istedim. Taptığım hocam Oğuz Aral, “Cüneyt sen bana ‘gel hocam!’ de geliyim. Senin yanında durayım!” demişti. Bu sözü motivasyon olarak algılamıştım. Öyle ya! Koskoca Oğuz Aral. Bi tanecik hocam! Her yönden, her bakımdan bir dev olan hocam! Nasıl olacak da benim yanımda duracak? Olur mu öyle şey! Haşââ!!! Ama Oğuz Hoca’nın sonraki sürecini izleyince gerçekten benimle çalışmak istediğini, benimle eğitimciliği sürdürmek istediğini -gecikmiş olarak- anladım. Anlayınca yaşadığım üzüntüyü târif edemem.

Nedir yani şimdi burdaki olay?

Bir niteliğin karanfile eğilimi olanlara aktarılması için vesile, bir virgül; dilimizle gözümüz  arasında.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: