Konuşma Yitimi

08 Nisan 2012

Doğduğum, büyüdüğüm yerde kimsenin konuşmadığını hatırlıyorum. İşlevli cümlecikleri, durum anlatılarını, olaylara dönük sathi yorumları konuşma saymıyordum. Heyecan vermiyorlardı. Halam sağır ve dilsizdi. Tanıdığım en iyi konuşmacıydı.

Konuşma, sözcükler, bedensel ifadeler, gözler, kulaklar, bazen  dokunuşlarla yapılan coşkulu, haz dolu, bir iç içe geçme ve ayrışmaydı. Bunu sezinliyordum.

Şu hani bulmacalarda çıkan soru, “Söz yitimi?” cevap 5 harf : “Afazi!” Galiba düşünmemekten değil sade! konuşmamaktan, konuşmayı  bilmemekten, konuşan birilerine rastlamamış olmaktan kaynaklanan bir illetti.

Homeros, İlyada Destanı’nında Troyalılar’ı da Argoslular’ı da eşit anlatıyordu.  Troyalılar’ı okurken Troyalılar’a,  Yunanlılar’ı okurken Yunanlılar’a üzülüyordum.  Homeros savaştan zarar gören her iki tarafı da bize göstererek, her iki tarafı da anlamaya, hissetmeye yani konuşma yitiminden kurtulmaya yani konuşmaya  yani birbirimizi  dinlemeye, görmeye ve  birbirimize dokunmaya davet ediyordu.

Homeros hünerli bir şair olduğu için değil her iki tarafın da trajedisini anlatabildiği için büyük bir  şairdi.

Brecht’in tiyatrosuna neden Epik Tiyatro dediğini İlyada’yı okurken anlamıştım. Şu dizeleri gelmişti aklıma:

Telgraf direkleri çınlaya  titreye
İletti haberi uzaklara
Yalnız analar ağladı dünyanın iki ucunda

Kaç yaşına geldim. Hâlâ kimse konuşmuyor.

Halamsa, sizlere  ömür.

Reklamlar

2 Yanıt to “Konuşma Yitimi”

  1. togliatti Says:

    Konuşma öteki’yle ilişkilenmek için yapılan ‘beyhude’ bir çaba… Beyhude mi gerçekten?

    Eğer konuşmalar eylediklerimizle örtüşmüyorsa ‘beyhude’ olabilecek bir çaba. Ki bu ikisinin örtüşmesi çok zor. Bir şeyi söylerken o söylemin semantiğinin tam tersini ima bile edebiliyoruz çok kere. Söylediklerimiz her zaman bir bulanıklığı barındırıyor içinde. O bulanıklığı bir bıçak gibi kesip atabilecek tek şey konuşma ertesinde gelecek bir eylem.

    Ama konuşma içinde mimikler, gülümsemeler, dokunuşlar, kadeh tokuşturmalar da barındırıyorsa eğlenceli yine de. Prost!

  2. cüneyt uzunlar Says:

    Konuşmak: 1. konış- bir arada oturmak, komşu olmak, dost ve yakın olmak 2. mükaleme etmek, konuşmak ki bu metindeki anlamı bu.

    Pekiştirici olarak da diyalektik (eytişim diye çevirirlerdi bir zamanlar) üstadı Homeros, Brecht’i yazıya ekledim.

    ‘Konuşmak’, ‘Söylemek’le genellikle karışıtırılan bir sözcük. Söylemek bizde çok. Ama görüyorum ki konuşmak yok. Çünkü gözlemlediğimiz/deneyimlediğimiz böyle bir pratik yok. Ve konuşmanın zihnimizde izi yok :))


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: