Metin Diyor Ki

03 Ekim 2012

Metin, rıhtımda dalgalara bakarak dedi ki,

“Ben öğrencilerime uyaranlar sağlarım. Öğrencilerim ailelerine davranışlar götürür. Bir anne kimya laboratuvarında içeceklerimizi analiz eder. Bir diğeri sokakta simit ve şişe suyu satar. Bir baba fırında ekmek yapar. Bir diğeri bilgisayar programları tasarlar.  Şoförler, müdürler, çımacılar, odacılar, kaptanlar, çaycılar, toptan-perakende havai fişek satıcıları,  kukla yapımcıları, çiçekçiler, ustalar, ustabaşılar. Hepsi, kendi işlerine gömülü yaşarlar. Aynı otobüse biner, aynı meydandan geçer ama birbirlerini göremezler. Çünkü bilemezler birbirlerini. Sanki birileri bilmeyelim istemişler birbirimizi. Takatimiz mi var zaten birbirimizi bilmeye? Yollar, ilerlemeyen araçlar, egzoz dumanları, anlamsız tartışmalar, kavgalar hırpalar yorar benliğimizi. Kısılır kalırız bendimize. Nasıl sıyrılıp kendimizden bilebiliriz ki diğerlerimizi?

Genellikle durduğumuz, yürüdüğümüz, oyalandığımız, iki tek attığımız, çay içtiğimiz ve içine girip uyuduğumuz yerleri yurtlanırız. Yurt yahut vatan dediğimiz yer anca bu kadardır. Daha büyük, hiç gitmediğimiz, gezmediğimiz sınırları daha geniş bir yer hayal edelim istenir vatan deyince. Yaşadığımız acılara, açlığa, sefalete boyun eğelim istenir. Ne için? Solumadığımız, hazzını cefasını tanımadığımız ve ruhunu asla anlayamayacağımız topraklar için. Yani vatan için. İşimizi gücümüzü sürdürdüğümüz, istirahat ettiğimiz, taşına toprağına katkı sunduğumuz yerler yurdumuzdur şeksiz süphesiz. Nasıl olmasın? Ama ondan ötesi nasıl yurdumuz olsun?

Tıpkı bunun gibi her  insan kendine gömülü bir yurttur. Madem yaşamadığımız, hiç gitmediğimiz yerleri de yurt bilelim, tanımadığımız insanları da kalben, zihnen tanıyalım isteniyor. Aramızdaki engeller kaldırılmalı.

Herkes bedavaya ülkenin bir ucundan öbür ucuna  gidebilmeli mesela. Değişik mesleklerden olanlar bir sokağın alt yapısı konusunda mahalle meclisinde söz sahibi olabilmeli yani yurttaşlar yan yana politika yapabilmeli ki birbirlerini tanıyabilsinler. Politika yapmadan nasıl tanır ki insan birbirini?

Bir ülkenin birbirine en uzak ve bir birbirine en yakın iki noktası arasındaki ulaşım masrafı her gün artıyorsa yahut yükselen şiddet dalgalarıyla durduğumuz yere mıhlanmışsak seyahat özgürlüğünden söz edebilir miyiz? Ya da,  yurt sorunları üstüne konuşmak ve düşünmenin suç, itaatinse yegane ilke sayıldığı bir ülkede tek renge boyanmış yani kendini gerçekleştirememiş kişiler nasıl birbiriyle ilişki kurabilir uygun adım yürümekten başka?

Kişilerin kendilerini yalnız hissetmeleri, bundan doğan korkuları, anksiyeteleri, paranoyaları, depresyonları, agresyonları, ruh bilim otamaya çalışsın çalışmasına da vatan bir cehennem, kişiler kapalı birer kutu gibi kuruldukça azalır mı bu hastalıklar?

Demem o ki dalgalar, size baktıkça öğreniyorum her şeyi. Dediklerim siz de kendiliğinden var.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: