Oyun ve İzlek

23 Ocak 2013

medeaBir müziğin yahut yazının konusu anlamına  gelen ‘tema’ teriminin karşılığı olarak izlek terimini kullanmak sanki daha yerinde. İzlek mâlum, patika, keçi yolu anlamına da geliyor. Diyelim keçiler bir tepenin eteğindeler. Zirvede de bir pınar var. Suya ulaşmak için bir rota belirleyecekler ve gide gele bir yol açacaklar yani bir izlek yaratacaklar. İşte buna Pınar İzleği diyebiliriz. Ancak izlek cetvelle çizilmiş gibi düz veya zikzaklı değildir. İzlek kendi içinde izlekçiklere  ayrılır. Her izlekçik de kendi içinde kıvrımlanır. İzlekçikler keskin, yumuşak dönemeçlerle, yol ayrımlarıyla, yer şekilleriyle ve yolun nitelikleriyle diğer izlekciklerden ayrışır… İzleği şehre uyarlayalım: Sirkeci’den Beyazıt’a ara sokaklardan gidelim. Buna Beyazıt’a Yürüyüş izleği diyebiliriz. Geçtiğimiz her sokak ve caddeye ise izlekcik diyebiliriz ve sokakların, caddelerin kendine özgü ayrıntılarına da kıvrımlar.

Bir tiyatro metnin  de bir izleği, izlekcikleri ve kıvrımları var. Büyüteçle bakınca tiyatro metinlerinin bölümlerinin ve hatta tiratlarının da izlekleri, izlekçikleri, kıvrımları var. Örneğin Öripides’in Medea Tragedyası’ndaki Medea’nın Korentli kadınlar’a dert yandığı tirada  (çev. Metin Balay) bakalım.

Korentli kadınlar! Eleştirmeyesiniz beni yanlış yere diye işte çıktım dışarı. Bilirim pek çok insan gururludur yürekte hem evde hem

dışarda. Ama kibirlidirler diye hiç sevilmezler bazıları da, sessizlik tarzlarıdır oysa. Adalet yoktur yanlış yere eleştirenlerin gözlerinde,

bir insanın gerçek karakterini öğrenmeyi bekleyemezler bir zararı dokunmamış olsa bile onlara, nefret ederler bir bakışta. Bir yaban-

cı tabii ki uyumlu olmalıdır; bir yunanlı bile hatta katı bir inatçılıkla huzurunu bozmamalıdır kandaşlarının.Yerimi biliyor ve kabul

ediyorum ben,ama yediğim bu darbe beklenebilecek bir şey değildi.Paramparça etti yüreğimi.Ölmek istiyorum sevgili arkadaşlarım,

kalmadı hayatın hiçbir zevki.Herşeyimdi İason benim,bunu da çok iyi bilir. Oysa şimdi bütün erkekler içinde en rezili olduğunu gösterdi

Yaşayan ve bir irade sahibi olan yaratıklar içinde biz kadınlar kuşkusuz en zavallılarıyız. Büyük bir bedel ödeyip bir kocaya vardığımızda

onu bedenimizinde sahibi olarak kabul etmek zorundayız.Köpürtmek demektir bu bir yanlışı başka bir yanlışla.Büyük soru gelir ardından

da bu aldığımız adam iyi midir yoksa kötü mü?bBir kadının hoş değildir boşanması; imkansızdır bir erkeği reddetmesi. Dahası, yeni

yasalar, yeni geleneklerin içine gelen yabancı bir kadının büyü gücüne ihtiyacı vardır, bulmak için kendi evinin artık ona öğretemiyeceği

şeyleri:nasıl davranacağını yatağını paylaştığı adama. Ve bu titiz çabanın sonunda başarılı olursak eğer ve kocamız inlemezse evliliğin

boyunduruğunda,gıpta edilecek bir hayatımız olur. Yoksa daha iyidir ölmek. Eğer erkek başlarsa sıkılmaya evdekinin varlığından,dışarı

gider ve bulur bir çare can sıkıntısına. Biz kadınlar mecburuz bakmaya sadece tek bir adama. Ve derler ki bize, biz evde tehlikelerden

uzak yaşıyormuşuz, onlarsa gidiyorlarmış savaşa: Salaklar! Bir savaşta üç kez en ön safta yer almayı yeğlerdim bir çocuk doğurmak-

tansa. Ama size uygun olan uymaz bana. Burası sizin şehriniz, babanızın evi, bütün arkadaşlarınız burada, burası yaşamınızın sevinci

ben yalnızım. Şehrim yok benim. Şimdi de kocam hakaret ediyor bana. Ganimet olarak alındım ben dünyanın bir ucundaki topraklar-

dan. Ne bir erkek kardeşim var,ne anam, ne de bir kandaşım, bu zor durumda sığınacağım. O yüzden tek bir isteğim var sizlerden.

Eğer bulabilirsem bana yaptığı haksızlıkların öcünü almanın yolunu İason’dan bir şey söylemeyin. Bir kadın zayıf ve ürkektir pek çok

işte korkutur onu, savaşın gürültüsü, çeliğin görüntüsü. Ama evlilikteki haklarına bir dokun da gör, var mı ondan daha kanlısı.

Tirad’ın izleği için bir kadın olarak Medea’nın kendini ifade etmesi diyebiliriz.

Şimdi yanımıza güçlü bir okuma aracı olan alt metinleri inceleme yöntemini alıp  yola koyulalım; izlekçikleri, kıvrımları görelim.

Korentli kadınlar!” seslenişi tek başına bir izlekçik. Bu saptamayı yaptıransa alt metin okuması. Bu iki sözcüğün alt metni bize şöyle diyor, “Siz Korentli kadınlar müthiş dedikoducusunuz. Dedikodularınız erkeklerinizi onurlandırıyor. Erkekleri onurlandırırken kadınları aşağılıyor. Beni cadı, büyücü olarak gören sizler, asıl siz, vahşi, yırtıcı ve korkunçsunuz!” Bu uzun alt metin okuması, iki sözcüğün içinin ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Bu izlekçiğin, sadece söylenemeyeceğini işaret ediyor. Ve bu iki sözcüğün başında ve sonunda sözsüz oyunların olduğunu ima ediyor. Gene de bu bir seçim. Alt metin okumasının getirdiği bir seçim.  Seyircinin ne anlayacağını önemsemeden, oyuncunun ne anladığını önceleyerek yapılan bir seçim. Zira oyuncu anladıysa seyirci  de anlar ön kabulüne dayalı bir  seçim.

“…Eleştirmeyesiniz beni yanlış yere diye işte çıktım dışarı. Bilirim pek çok insan gururludur yürekte hem evde hem dışarda. Ama kibirlidirler diye hiç sevilmezler bazıları da, sessizlik tarzlarıdır oysa…” Bu da başka bir izlekcik. İlk cümlesinde yahut kıvrımında Korentli kadınları hicvediyor hatta onlarla dalga geçiyor. Eleştirmeyi bilmediklerini yüzlerine vuruyor. Onların arkadan konuşmalarına rağmen göğüs göğüse çarpışacağını dile getiriyor. Bu kıvrımın nasıl bir dikkat yoğunluğuyla yorumlanacağını anlıyoruz böylece. İkinci ve üçüncü cümleler kolaylıkla bir bütün, tek cümle gibi algılanabiliyor. Medea bu iki  cümle boyunca -kibir gibi algılanan- tarzını açıklıyor. Fakat yine bunu izlekçiğin doğasına uygun yapıyor. Hicvediyor, ironi yapıyor. “…hiç sevilmezler bazıları da…” derken kendini gösteriyor mesela. Sevilmeyenin kendi olduğunu belirtiyor. Evet! Bu çözümlemeler metin parçacığını nasıl yorumlayacağımız konusunda bize rehberlik ediyor.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir şey var! İzlekçiklerin birincisinden, ikincisine (üçücüsünden dördüncüsüne ve dördüncüsünde beşincisine) geçerken olan düşünce ve dolayısıyla duygu değişimi! Yani ilkin bir öfke bulutu eşliğinde gelen iki sözcüğün ardından hemen sonra öfkenin hicivle, ince alayla, ironiyle yer değiştirmesi! İki duygu durumu yer değiştirirken birbirlerinin içine geçmeleri!  Yani iki izlekçik arasında bir mesafe zorunluğu! Yani iki izlekçik arasında değişimi gösterecek bir sözsüz oyun ihtiyacı! Bu olmadığı,  hesaptan düşüldüğü anda da karşımıza çıkacak en büyük tehlike, can düşmanımız  mekanikleşme.

Geçelim.

Bir diğer izlekçik, “Adalet yoktur yanlış yere eleştirenlerin gözlerinde, bir insanın gerçek karakterini öğrenmeyi bekleyemezler; bir zararı dokunmamış olsa bile onlara, nefret ederler bir bakışta.” Bu izlekçik ise acılı gülümseyişin yerini yeniden öfkeye bırakması olarak algılanabilir. Zira bu cümleyle birlikte Medea’nın uğradığı haksızlığı güçlü  bir biçimde hatırladığını ve sarsıldığını düşünmek için sözcükler çok uygun.

Daha fazla örneklemeye gerek yok sanırız. Önemli bir noktayı anımsayarak mevzuyu bitirelim.

Yorumun nasıl  şekilleneceği elbette oyuncunun yahut yorumcu/oyuncunun nitelikleriyle ilgili.  Yüzümüze, bedenimize, söyleyişimize nasıl biçim verceğimizi söyleyen önerilerden, yönergelerden ve kendi kendimize de yapacağımız benzeri telkinlerden kaçınmamız gerekiyor. Buradan -bu vesileyle- şekilsel bir önermede bulunamayacağımızı bir kez daha vurgulamış olduk.. Algımızın ifademizi kurup çatacağını; tepkimizi kendiliğinden biçimlendireceğini hatırlattık.

Üç izlekçik üzerinden bir okuma modeli kurmaya  çalıştık. Bu modeli metinlerimize uyguladığımız oranda ‘aksiyoner’ değil ‘reaksiyoner’ bir tutumla şahsi oyunumuzu inşaa etmeye başlayabiliriz gibi görünüyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: