Konu Marketi

21 Şubat 2013

“Sayın seyirciler burada, Maslak’ta mahşeri bir kalabalık var. Sabahtan itibaren insanlar toplanmaya başladılar. Dürbününü kapan gelmiş. Herkes büyük merakla olayın keyfini çıkarmaya çalışıyor. Genç kızlar, genç erkekler piyasa yapıyorlar. Küçük esnaf bayram ediyor. Tabii öte yandan herkes müthiş bir acılı bir bekleyiş içinde. Evet sayın seyirciler şu âna kadar yedi yüz yetmiş yedi katlı Simple Idea’nın terasında intihar girişiminde bulununan kişinin sadece bir kadın olduğunu biliyorduk. Az önceyse kendisinin adını öğrendik. Adı Cavidan, Soyadı Taşkıran. Kocasıysa Âdil Taşkıran. Ve de kocası yanımızda. Sayın Taşkıran, nasıl hissediyorusunuz?..”
“Valla şimdi… Ben de çok şaşkınım yani ama…”
“Evet sayın seyirciler, Sayın Taşkıran’ın herkesten ne kadar fazla şaşkın olduğunu görüyorsunuz. Sizce efendim, eşinizin gökdelenin tepesinden kendini atma girişimine ne sebep oldu?”
“Şimdi ne diyeceğimi bilemiyorum. Dediğim gibi şaşkınım ama…”
“Evet sayın seyirciler Sayın Taşkıran’ın adeta dili tutulmuş. Sayın Taşkıran, isterseniz soru cevap yoluyla ilerleyelim. Efendim, hiç lâfı dolandırmayalım, eşinizin intihar girişimine sebep, ülkemizde ve yerkürede yaşanan konu sıkıntısı değil mi?”
“Şimdi bi bakıma evet.”
“Görüyorsunuz sayın seyirciler tüm ülkeyi saran konu sıkıntısı genç bir çifti de vurmuş durumda. Konu sıkıntısı başta hükûmetimiz olmak üzere tüm ülkeyi sarsıyor. Borsa bugün eksi üç yüzlere kadar düştü. Dolar lira’nın altına indi. Riyal müthiş çıkışını sürdürüyor. Yabancı sermaye kaçıyor. Altın dengesiz. Konut fiyatları ağlıyor… Krizleri fırsat bilen Simple İdea ise kârının üstüne kâr koymakta. Sayın Cavidan Taşkıran’ın İntihar için bu şirketin terasını seçmesiyse mânidar geldi bana. Ya size Sayın Taşkıran?”
“Bence… Şimdi… Yani…”
“Sayın Taşkıran hâlâ şokta sayın seyirciler. Fakat öte yandan da merak ediyoruz… Sayın Taşkıran, evinizde konu sıkıntısı nasıl kendini gösterdi?”
“Şimdi…”
“Evet efendim?”
“Şimdi evliliğimizin ilk üç yılında her şey yolundaydı. Memlekette de zaten konu sıkıntısı falan olmadığı gibi impılant teknolojisi de yoktu. Gerek diziler sinema filmleri; gerek hükûmetle muhalefet arasında, hükûmetin kendi içinde ya da muhalefetin kendi içindeki keskin zıtlaşmalar; sınırlarımız ötesindeki, sınırlarımızın uçlarındaki savaşlar bir gün gelip konu sıkıntısı yaşayacağımızı düşündürtmedi tabi bize.”
“Sayın Taşkıran değme analizcilere taş çıkartır sayın seyirciler. Bize adeta tarih dersi veriyor. Gördüğünüz gibi olayları izah edişi mükemmel. Evet biz de biliyoruz ki hem memleketimizde hem dünyada konu yaratacak olaylar aynı biçimde tekrarlanıp durdukça sıkıcılaştılar. Diziler, filimler de baymaya başladı. Fakat sonra yeni bir sektör memleketimizi ve tüm dünyayı canlandırdı. Siz de bu sektörün içindeydiniz bildiğimiz kadarıyla?”
“Evet. Konu Marketi zincirim var.”
“Vardı?”
“Evet.”
“Birçok yurttaşımıza göre iyi durumda sayılırdınız. Bal tutan parmağını yalar, di mi?”
“Şimdi orası öyle de takdir edersiniz ki konu sıkıntısı önce bizim marketleri vurdu…”
“Bir saniye Sayın Taşkıran, yukarıda sağlam bir aksiyon var sanki. Evet!! Monitörüme bakıyorum!!! Evet! Endişelenecek bir şey yok sayın seyirciler, Sayın Cavidan Taşkıran hapşırmış sadece. İfrazatı da eline yüzüne bulaşmış. Mendil istiyor görüyorsunuz. Evet efendim?..”
“Haaa yani onu diyordum. Konu piyasası, bir ara öyle yükseldi ki önüne gelen herkes konu marketi açmaya başladı. Piyasa öyle bir hâl aldı ki bankalar bile en basiti konut sektörünü bıraktılar konu sektörüne girdiler. Borsayı da, pariteyi de konu sektöründeki dalgalanmalar belirler oldu. Tekstil, otomativ, ulaşım, hizmet sektörleri çoook gerilerde kaldılar. Halkımızın yarısı bu sektörde istihdam edildi, hayatımız bu sektöre bağlandı Sayın Umur Gündar.”
“Evet Sayın Taşkıran, konu sektörü geliştikçe diğer sektörler zayıfladı ve bu sektörün âni çöküşüyle de tüm piyasalar tepetaklak oldu. Bunu biliyoruz. Ama ben asıl evinizde olayın nasıl geliştiğini sormuştum?”
“Şimdi, aslına bakarsanız biz ailecek hiç konu sıkıntısı yaşamadık. Şu ân da yaşamıyoruz zaten.”
“Ama siz eşinizin intihar girişimi’nin konu sıkıntısıyla ilgili olduğunu söylemiştiniz.”
“Öyle zaten. Aaa… Nasıl anlatsam?.. Şimdi şöyle oldu olay. Başta da dediğim gibi evliliğimizin ilk üç yılında doğal konularla doluydu gündem.”
“Bu arada Cavidan Hanım terasın kenarında hâlâ kıpırdamadan duruyor. Evet efendim?”
“Ben konu marketi işine girince. Cavidan’la aramızda çekişmeler başladı.”
“Daha önce ne iş yapıyordunuz efendim?”
“Bilgisayarcı ve Videocuydum. Mahallede küçük bir video dükkanım vardı… Bu KPS’ler yani konu paket sistemleri biraz aramızı açtı.”
“Aman efendim! Konu sektörü ve KPS’ler dağılmanın eşiğine gelen birçok aileyi toparlamış onlara yeni ufuklar vermiştir oysa.”
“Nasıl diyeyim… Umur Bey… Cavidan impılant yaptırmayı reddetti.”
“İnanmıyorum. Çok ama çok üzücü! Patolojik bir durum! Doktora gitmeyi düşünmediniz mi?”
“Hayır!.. Daha çok entellikten oluyo bunlar bence. Herkes o zaman ne güzel hem de simit fiyatına beyninin duygu merkezine impılantını taktırmıştı, şahane keyfine bakıyodu. Bizimkiyse sağa sola saldırıyodu. O, ‘konu paketleri bağımlılık yapar.’ diye tutturdu. Doğru! Yaptılar da. Ama bazı bağımlılıklar güzeldir değil mi Umur Bey?”
“Kesinlikle efendim.”
“Bizimki tutturdu yok benim düş gücümün suyu mu çıktı, yok ben kendimi mutlu edemez miyim, yok uzaktan kumandayla duygularımın yönetilmesini istemiyorum, yok benim yaradılışım asabi, ben kendimi böyle seviyorum falan filan. İnanmazsınız ‘Gerçek deyil bunlaaaaar! Olamaaaz!’ diye çığlık atıyodu her gün. İmpılanta bi akım gönderiyosun şahane hissediyosun. E? Gerçek işte. Bizim ki de tutturmuş ‘Gerçek değil bu!’ diyor. Taş gibi gerçek.”
“Evet, anlıyorum efendim. Tabi çok zor ve çok ekstirem bir durum. Görüyorsunuz sayın seyirciler! Konu sıkıntısından daha büyük çok daha zor sorunlar var. Peki bu intihar girişimi süreci nasıl oluştu sizce?”
“Şimdi valla… Dün gece gene tartıştık konu sıkıntısı üstüne. Cavidan vazoları falan kırdı, camı çerçeveyi indirdi aşağı. ‘Ben sana yarın konu sıkıntısı nasıl giderilirmiş, konu neymiş gösteririm!’ diyip yattı uyudu. Sonra da işte…”
“Yani konu olsun diye mi intihar girişimide bulunuyor eşiniz?”
“Şimdi, yani bence böyle. Yani kendi öyle dedi.”
“Sayın seyirciler kulaklarımıza inanamıyoruz. Ama en azından artık Cavidan Hanım’a bi şey olmayacağına dair içimizde, tâ şuramızda bir güven oluştu. Bu olayı yeni bir konu girişimi ve Cavidan Hanım’ın eşiyle rekabeti olarak yorumlayabiliriz herhalde? Değil mi efendim?”
“Bilemem orasını yani.”
“Gerçekten de içimize soğuk sular serpildi. Ohh! Değil mi Sayın… Fakat! Sayın seyirciler! İnanılmaz! İnanılmaz! İnanılmaz! Cavidan Hanım kendini boşluğa bıraktı! Düşüyoor!!!… Düşüyooor!!!.. Düşüyoooor!!!.. Ve düştü! Düştü düştü düştüüü sayın seyirciler!!! Feci! Çok feci! Çok çok feci! Yayınımıza bir süre ara veriyoruz. Çok, çok çok çok üzgünüz. Gözlerimize inanamıyoruz. Sanırız Âdil Bey’in ayarları bozuldu. Duygu merkezine gereğinden fazla seratonin salgılanıyor gâliba. Âdil Bey kahkahalara boğuluyor görüyorsunuz. Hay Allah! Çok tuhaf iç burkan bir durum bu. Bir yanda paramparça olmuş bir kadın. Öbür yanda… İnanılır gibi değil… Reklamlardan sonra görüşürüz efendim. ”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: