“sevişmek bir ömür sürer tecavüz bir dakika!”

09 Kasım 2013

tek kanallı televizyon dünyasından ve semiha yankı’nın sesinden yankıyan o cümle “sevmek bir ömür sürer sevişmek bir dakika” sancılı modernleşme diyalektiğinin bir yansıması mıydı?  kadıköy’le sarıyer’in arasını 20 dakika’ya indiren gelişme/büyüme stratejisi sevişmeyi de bir dakikaya indirmişti. sevişmek o zaman da kirli, kaka bi şeydi ki “seninle bir dakika!” adlı örevizyon  şarkısı -hakkını yemeyelim umut boyutu ekleyerek reform yapmış olsa da – sevişmeye zaman kısıtlaması getirmişti. ve kimse bundan rahatsız olmamıştı. içki sofralarında, arkadaşlar arası kumsal konserlerinde, ıslıklarda, eller cepte yürüyüşlerde keyifle seslendiriliyodu. kültürümüzde sevmek, el değmeden, uzaktan yapılan bir şeydi genellikle. köklü melankoli, kavuşamama, aşkından eriyip kül olma duyguları ve platonik yönelimlerle aklanmış paklanmış bir şeydi ya aşk; içinde sevişmek ‘zinhar’ yoktu. bir sürü devrim olmuştu da şu cinsel devrim, bir türlü olamamıştı. hayal bile edilememişti hatta. daima bedene mesafeyi korumayı bilmiştik şükürler olsun. beden denen hayvanı oyun dışı tutmak en birinci vazifemizdi. kültürel olarak ne kadar ‘insan’ isek, bedenen okkadar ‘tabiat’a bağlı olduğumuza ikna olamıyoduk. tabiatla/hayvanlarla ilişkimiz nasıl yemleme/tımarlama/ıslah etme/aşılama düzeyinin ötesinde diğilse, bedenimizle ilişkimiz de o şekildeydi. velhasıl recep efendi, ne tür bir geleneğe seslendiğinin, topu hangi köşeye atıcağının, fileleri nasıl havalandırıcağının gayet farkında. bedene/tabiata yönelik meşhur icraatlarının arasına, zaten aslında içimizde/edimimizde çözümlenemiyen bir yasağı eklemeye çalışıyo a, acaba bu, gezi isyanı’nda olduğu gibi tabandan tavana yayılan bir ‘cinsel devrim’e neden olur mu diye düşünüverdim. ahlakçılık, tabiatla ilişkisini yitirmek istemeyen aksine yitirdiklerini geri kazanmak istiyen halkın hışmına uğrar mı diye mırıldandım. hani bi de uyarına gelirse “sevişmek bir ömür sürer tecavüz bir dakika!” tümcesi, cinsel devrim sürecinin -cinsiyet ayrımı gözetmiyen- öfkeli ve umutlu sloganına dönüşür mü acaba?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: