oyuncu dayanışması

29 Ocak 2014

oyunculukelimizde ne var bi bakalım.
sahneye çıkmak ister misin?

hımm…
öncelikle, tanıdığın oyuncular gibi oynamak zorunda değilsin.
benimle, arkadaşlarınla konuştuğun gibi konuşabilir misin oynarken.
evet. bu kadar basit.
bir kez daha baştan başlayalım şimdi.
sahneye çıkma. burda benim yanımda oyna istersen, oturarak?
bişiy göstermek, kanıtlamak zorunda hissetmeden oyna.

şimdi bu, öncekine göre daha iyi
enerjinin düşük olduğunu, etkiliyemediğini düşünüyosun. farkındayım :)
etkilendiğin, başarılı bulduğun oyuncular gibi davranmak, konuşmak, bakmak istiyosun.
bunu anlıyorum.
ama onlar gibi olamazsın. onlar da senin gibi olamaz. senin malzemelerin, geçmişin farklı.
ne kadar sanatçı varsa o kadar tarz var. bir tarzın olucaksa takip ediceğin bedeninin kendiliğindenliği. bedenine emir verme. bedeninin söylediklerine kulak ver.
bi daha baştan başlıyalım mı? istersen sahnede, istersen yine burda oyna.
ya da üçüncü bi olasılık varsa, kendin karar ver.

çok çok daha güzel.
fakat hâlâ gösterme eğilimin çok güçlü.
göstermeyi düşünme. kahramanının içinde bulunduğu durumu düşün. o durumun içinde kendini var say. onun yerinde olsaydın ne yapardın onu düşün. ama bunu oynarken düşün. oynamadan önce düşünüp ne yapacağını kurgulama, tasarlama. her şey oynarken, durum içindeyken olsun bitsin.
ara verelim mi?

neler düşündün? buraya kadar?

bi daha yapalım mı?

harika!
birdenbire kurtulmak zor. olmaz değil mutlaka olur. herkese göre olma zamanı değişir. dert etme.
bizim toplumsal sorunumuz galiba bu. sadece oyunculara ait bi sorun değil.
tanımlıyarak duygularımızın altını çizmeyi pek severiz.
kızgınlık, sevgi her yerimizden taşabilicekken, göstererek, tanımlıyarak duygularımızın gerçek seyrini bozarız. çünkü tanımlıyarak duyguyu yaşıyana değil, duygunun seyircisine dönüşürüz.
kendini dışardan görmek, görmeye çalışmak büyük hata.
sen de kendini seyretme. yap. sadece yap.
durumu düşünmen, sadece durumu düşünmen bedenini değiştiricek.
izin ver buna.
tanımlıyarak, göstererek bedenine müdahele etme.
bedenin ne yapıcağını senden daha iyi biliyo. binlerce yılın birikimi var onda. biz onun karşısında çok birikimsiziz. :)
bedeninin öğrencisi ol.
bir daha yapalım mı?

oldu desem, yeri.
öncelikle tanıdığım oyunculuklara daha az benzediğini söylemeliyim yaptığının.
kendine özgü olan belirmeye başladı bile.
fakat hâlâ güvensizsin. bu da çok normal.
çünkü bilmediğin bişiy yapıyosun. işin püf noktası bu.
zaten bilmediğin bişiyi yapmalısın.
yaparken yaparken öğreniyosun, yaparken karşılaşıyosun kendinle. işin özü de bu zaten.
yapmadan önce neyle karşılaşıcağını kestirememek.
biz ürettiklerimizi tasarlamaya yazgılıyız. önce tasarlar sonra üretiriz. hayvanların üretim biçiminden bizimki böyle ayrılır.
burdaki tasarımımız ise hayvanlaşmaya çalışmak.
garip geldi di mi?
ama öyle. hayvanlar gibi düşünmeden üretmeye çalışıyoruz şimdi.
böyle olunca sahnede yaptıklarımızın heyecanı katlanıyo. oh! mis!
ansızın öngörmediğimiz şeyler çıkıyo karşımıza. sanki bildiğimiz ama bilmediğimiz bi sürü yeni yerini keşfettiğimiz bi yolculuktayız
bu çok heyecan verici.
asıl heyecan verici olan bu.
en keyifli tarafı da sahneden indiğimizde çoğunlukla tam olarak ne yaptığımızı hatırlıyamıyoruz.
hatırlıyamıyoruz çünkü coşkuluyduk. hatıladığımız ise ne yaptığımız, ne hissettiğimizden çok çevremiz. ne güzel işte.
sözlerimiz, hareket dizimiz belirlenmiş olsa da sözleri nasıl söyliyceğimizi öngörmüyosak, hareket dizisinin belirlenmiş olmasına rağmen hareket seyrinin o andaki sürpriz değişimlerine izin veriyosak, her sahneye çıkışımız yeni bi serüven demektir. her sahneye çıkışımızda yeni bi macera yaşıyoruz. bu şahane bi his.
kendimizi niye bundan mahrum edelim ki?
istersen şimdi bitirelim. sonraki çalışma yine bakalım bizi ne süprizler bekliyo. :) tamam mı?

neler oldu görüşmediğimiz süre boyunca?

güzel. başlıyalım mı?

evet. yeniden başa dönmüş gibiyiz :)
böyle olması gene çok normal.
bedenine uygulanan geleneksel baskı, çalışmaya ara verince geri döndü çünkü.
genellikle böyle oluyo. dert etme.
şimdi önceki çalışmada konuştuklarımızı hatırlamaya çalışalım.

aynen.
nesneye (ki bedenimiz de boyunduruk altında salt nesneye dönüşüyo) uzun süre bir biçim dayattığında, bir zaman sonra dayatma ortadan kalksa bile, beden o biçimi uzun süre koruyo.
bundan sonraki süreç, ne kadar sürer bilemem, bedeni serbest bırakmayla bedenin alıştığı formlara eğilim göstermesi arasında gidip gelicek.
tabi bedeni serbest bırakmaya dair kuşkusuz bir kanaate ulaştıysan.
alışkanlıkları kırıp bedenini dinlemeye, onunla dost olmaya kararlıysan.
kararlılık, altın kavramımız.
tereddüt ise bizi geri döndüren, iten kötü kavram. kötü puan :)
şimdi kararlı biçimde kendi tarzını bulmaya hazır mısın yeniden?

o halde başlıyalım.

yavaş yavaş, çok güzel birini görmeye başlıyorum karşımda.
güzellik biçimsel özelliklerimizin ötesindedir zannediyorum çünkü. bana öyle geliyo. v sen benzersiz oluşunla şimdi çok güzelsin.
öyle değil mi zaten?
dışarıya kendini tanımlamak, göstermek zorunda hissetmeyen işinde gücünde insanlar, hadi güzel demiyelim, her zaman bi çekicilik taşımaz mı? hayvanlar, hele hele kediler, tam da öyle değil mi?
ne ilginç! daha dün etkilendiğin oyuncular vardı. ama bugün etkiliyici olan sensin.
işin özünü kavradık.
yaparak yaparak bu özle ilişkimizi sağlamlaştırıcaz. hâdise budur.
fakat başka şeylere de ihtiyacımız var şimdi. bazı teknik sorunların üstesinden gelmemiz gerekiyo.

senden konuşma tarzını bozmadan söylediklerini daha anlaşılır kılmanı rica ediyorum.
nasıl? anlatıcam.
a’dan z’ye her harfi yüksek sesle söyliyelim. her harfte dudaklarımızın, dilimizin aldığı standart formalar var. bu formaları tek tek bulabilir misin?

güzel. tebrikler.
şey.
s’lerini anlamakta güçlük çekiyorum. çünkü dil ucunu üst dişlerine değdiriyosun hatta dil ucun üst dişere değmekle kalmıyo, üst dişleri bi parça aşıyo. içinde s geçen sözcükleri söylediğinde, sözcük anlaşılamıyo. şimdi dilini geri çekerek dene.

bitti. budur.

evet.
daha önce de söylediğim gibi, bir nesne olarak dilin yanlışa alışmış. o yüzden tekrar tekrar yanlışa geri dönüceksin.
fakat uyanık olursan, dilini her seferinde geri çeker doğru konuma alıştırabilirsin.
özellikle belirtmek istiyorum. bir daha ki çalışmada sahneye oynamaya çıktığında s’lerle ilgili sorunları unutmalısın.
tüm dikkatini yeniden duruma vermelisin.

konuşmayla ilgili bi sorunun yoktu zaten.
s’ler sorunluydu.
onlar da hallolmuş gibi.
şimdi görmek istediğim şu. s’leri sorun etmeden daha önce anlattıklarımı v uyguladıklarımızı tâkip ederek oynaman. sadece ama sadece oynaman.

harika.
zaman zaman geriye dönüşler oluyo. yine de çok güzel.
işin özüne vâkıfız artık. en azından ben öyle görüyorum.
bir daha ki çalışmada şunu yapıcaz. bak!
dikkatimizi sadece duruma verebildiğimize yani göstermekten, tanımlamaktan kaçınmayı içkinleştirdiğimize göre yani bu elde ettiğimiz donanımla göstericez, tanımlıycaz kahramanımızı.
bir çizgi film kahramanın, bir commedia dell’arte tiplemesinin nasıl belirgin, kalıp bir ifadesi olursa öyle bir maske düşün kahramanın için.
bu maske kahramanını tanımlı hâle getiricek.
fakat sen maskeye rağmen tanımsız oynamaya, bedenine uymaya, içindeki kimyasal değişimlere karşı çıkmamaya, durumun tüm verilerini oynamak için kullanmaya devam ediceksin.
böylece ilk defa seyirci için bişiy yapmış olucaz.
kahramanın, oyununun tüm değişkenlerine, sürpriz davranışlarına rağmen seyirci için, hemen tanınabilen, kolay kavranabilen bi sabitlik kurucaz.
hem tanıdık hem yabancı olan bir yordamla, hem seyircinin okuyabileceği hem de bizim macera yaşamaya devam edebileceğimiz bi performans yaratıcaz.
bi daha ki çalışmaya görüşmek üzere.

neler yaptın?

güzel.
seyredebilir miyim?

anlamışsın. olmuş.
şimdi maskeyi biraz daha belirginleştirelim.
maskenin numaraları var.
maskeyi öne eğdiğinde yüzün mimiklerin hiçbiri değişmese de ifade değişiyo.
görebiliyo musun?
hızın değiştiğinde de öyle hakeza.
aynı şekilde maskeyi sağa sola çevirdiğinde, yukarı kaldırdığında da ifade değişiyo.
bi de hızlarını değitirelim bak. di mi?
deniyelim mi?

budur.
çok güzel.
niye maske kullandık. istesek bedeni de kısıtlayıp pandomim de yapabilirdik. maske+pandomim de olurdu.
şimdiii! bu aşamadaki çalışmamızın arkasında bizim o serüvenci, süprizlere açık, cesur, sürekli kendi tarzını arıyan yahut tarzına boyun eğen yaklaşımımız olmasa maske de pandomim de estetik anlamıyla ‘güzel’ olmazdı. sen de güzel olmazdın :)
artık ne yaparsan yap, istersen göstermece oyna, istersen doğalcı/gerçekçi oyna ana malzeme budur. bu olmadan, bu öz olmadan diğer hepsi zayıf kalır.
haa! çok iyi akrobat, jonklör falan olursun. çok iyi pandomim yaparsın. çok takdir edilirsin. zira hüneri herkes takdir eder. bu olağandır. fakat ruh! ruh işte, durumla beden, bedenle kahraman arasında -dikkat!- oyun ânında ilişki kurmadan beliremez, ortaya çıkamaz.
ister misin bi deneme yapalım?
bu kahramanı bi kukla gibi kesik kesik hareketlerle oynıyalım. maskemizi de takalım.

hadi o zaman!

oley! bunca yapaylığın içinde bile nasıl da özgünlük bulduk.
daha ne olsun!

şanslısın. çok yatkınsın bu işe.
çalışma dışında da baktım sana. kendini bırakıyosun.
direncin yok gibi.
defans yapmıyosun.
yatkınlık dediğim de bu zaten.
ayrıca tanımlı oynama çalışmamızda sana yardımcı olan sporculuğun, dans çalışmış olman.
ikinci aşamada da tersi olsaydı, yani bedeninle daha önce haşır neşir olmasaydın daha çok uğraşırdık.
ama yine olurdu.
mutlaka olur.
herkes becerebilir oyunculuğu.
şaka yapmıyorum.

bundan sonra yapıcağımız değişik kahramanlara, değişik hikayelere, değişik durumlara yönelmek.
unutma, hep alıştığına dönmek istiyceksin.
ayağın hep buralarda tökezliycek.
alışkanlık derken, yeni edindiklerimizi dahil ediyoruz :)

bu metin aktör terbiyecisi   metnine cevaben yazılmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: