karşılaşmamalar

08 Nisan 2014

karşıdan, yürüyüş ayakkabılı, kot pantolonlu, anoraklı, güneş gözlüklü; taralı saçları, çapraz asılmış çantası v ucuz fularıyla bir adam geliyo. durmaksızın geliyo. aralıksız geliyo. şehirde tuhaf bir figür gibi geliyo. son derece tanıdık. son derece kabul edilemez bir yabancı gibi.

karşıdan topuksuz rugan pabuçlu, bileklere kadar uzanan leylak rengi mantolu, desenleri karışmış parlak başörtülü v sol elinde eski, kahverengi kadın çantasıyla, sağ elinde kendi gibi başörtülü safran rengi mantolu, sırt çantalı, spor ayakkabılı kızıyla v kızının sağ elinde yüksek ökçeli ayakkabılı, siyah mus çoraplı, pileli mini etekli v yeşil bluzunun boynunda sütlü kahve şalıyla v her adımda uçuşan siyah saçlarıyla ablası yani kadının büyük kızı geliyo. üç kadın da birbirine sımsıkı kenetlenmiş sağdan sola renkleri değişen bir tablo gibi geliyo. birbirinin içine geçtikçe birbirinden ayrılan sesler gibi geliyo. son derece buraya ait. son derece inanılmaz bir masal yaratığı gibi.

hava güneşli. kaldırımın kenarına park etmiş arabalar parlıyo. pastaneci müşterisine poğaça verirken, aynı zamanda onunla sohbet ediyo. her zamanki gibi mesafeli. ne soğuk, ne sıcak. ne yakın ne uzak. işinin gereğini yaptığına inanıyo. kırtasiyeci beklemekten bıkmış. açık kapının derinliğindeki tezgahın arkasından umutsuz bakışı dükkanının önüne akıyo. bir martı caddeye pike yapıp yükseliyo. serçeler servinin sıkı yaprakları arasına girip çıkıyo. kuaförün yüksek giriş katı dükkanının merdivenlerinde üç rekli bir kedi uyukluyo.

adam geliyo, üç kadın geliyo.

adamın dikkati soldakinin sütlü kahve şalına, şalın boyuna sarılış biçimine takılıyo. ne kadar da yakışmış. ne hoş durmuş boyunda. üst beden giysilerinin yakalarıyla ilgili bir merakı, yok, bir sorunu var. sürekli tişörtlerinin yakaları bozuluyo çünkü. bu sabah, evden çıkmadan önce bir fular bozuk yakayı örtmek için iyi bir çözüm olabilir mi diye düşünmüştü. şal, sabahki düşüncesini, tişörtlerini, lise yılları boyunca giymek zorunda kaldığı gömlekleri, lacivert kravatları çağrılıyo. kafasını soluna yatırıp, farkına varmadan çok daha dikkatli şala bakıyo.

annenin dikkati adamın büyük kızına nasıl baktığına takılıyo. erkek gözünün ele yahut mahrem başka uzuvlara benzediğini keşfediyo birdenbire. bildiğini yeniden bilmenin kafası, sarsıp geri çekiliyo. kocasının, başörtüsünden taşan perçemine nasıl tahrik olarak baktığını hatırlıyo. bir şeyler daha hatırlayacak oluyo. buhusu çözülüp, parlaklaşmadan hatıraları alelusûl yüklüğe tıkıştırıp pazen perdeyi çiviye asıyo. kızının kolunu çekiyo. dişlerinin arasından hırıltılı konuşuyo. kızı gülerek, annesinin duygusunu ablasına fısıldıyo. iki kardeş kıkırdıyo. adama bakma gereği duymuyolar bile.

adam geçiyo gidiyo.

üç kadın, geçip gidiyo.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: