Ütopya

27 Nisan 2014

Yirmi beş ülke ve yüz binlerce muhtarlıktan oluşan Doğu Avrupa Birliği Bakanlar Kurulu’nun haftalık olağan toplantıları son aylarda artan bir gerilime sahne oluyordu. Gerilimin kaynağı, Yüksek Muhtarlar Kurulu’nun yani muhtarlıkların merkezi hükûmet üzerindeki yeni iktisadi talepleriydi. Önceki hükûmetler uzlaşmanın bir yolunu bulmuş; bütçe kaynaklarının yetersizliğini, genç birliğin kısıtlı olanaklarını öne sürerek muhtarlıkları ikna edebilmişler, muhalefetin havasını almayı başarmışlardı. Ancak, son haftalardaki gerilimin düzeyine bakılırsa yolun sonuna gelinmiş görünüyordu. Yüksek Muhtarlar Kurulu, muhtarların tek tek veya topluluklar oluşturarak kendi bütçelerini oluşturma isteklerini yani yerel vergi sistemine geçiş talebini kırk küsûr muhalefet partisinin desteğiyle, artık sertten de sert bir dille ifade ediyorlardı. Öyle görünüyordu ki bugün, burda Kamutay Binasına bitişik kurul salonunda ya istekleri dikkate alınacak ya da birlik ufalanmaya başlayacaktı.

Kamutay Binası çevresindeki kurul, gösteri, spor, yemek salonlarıyla; avluları, bahçeleriyle; tam, yarım ve çeyrek kubbeli örtü sistemleri ve tonozlarıyla bir külliyeyi andırıyordu. Kamutay binası Birliğin en özgün yapılarındandı. Tuğla yerine çelik karkasa döşenen saman balyalarından inşaa edilmişti. Bina tabanındaki yaylı dinomalar, çatısındaki güneş panelleri, bahçesindeki son derece estetik rüzgâr güllerinden aldığı enerjiyle aydınlanıyor, ısınıp soğuyor ve dünyayla iletişim kuruyordu… Bakanlar Kurulu’nun yedi yüz elli dördüncü haftalık olağan toplantısında söz alan ilk kişi DAB Yüksek Muhtarlar Kurulu temsilcisi Selim Miroslav Mihail şöyle konuştu, “Sayın başkan ve değerli bakanlar! Birliğimizin kuruluşundan bu yana muhtarlıkların yönetimdeki inisiyatiflerini aşama aşama arttırdıkları su götürmez bir gerçektir. Umarım bunu hepimiz devrimci demokrasimizin dinamik yükselişi olarak anlıyoruz?.. Mahalle, köy ve semtleri için çalışan, sağlık, eğitim, bilimsel araştırmalar, adalet, altyapı ve kültürel etkinliklerde muhtar olan birlik halkları, evet, şimdi de vergi sisteminde kısmi bağımsızlık taleb ediyorlar. Eee… Ben de bu talebi haklı buluyor ve desteklediğimi bildirmek istiyorum. Saygılarımı sunuyorum.”

Kurul uğuldadı. Bakanlar ve olayı yerinde seyreden bazı yurttaşlar mırıldanıp durdular. Her zamanki gibi toplantı internet, televizyon ve radyodan canlı yayınlanıyordu. Ve gene her zamanki gibi Birlik’te yaşam durmuş herkes sadece toplantıyı izliyordu. Doğu Avrupalılar’a göre tek partili sosyalizm anti-demokratik, serbest piyasa demokrasisi ise yalnızca sermaye sahipleri içindi. Bu yüzden hükûmet ve muhtarlık etkinliklerini adım adım izlemek; ardından değerlendirme kurullarındaki tartışmalara katılmak her Doğu Avrupalı’nın en temel yurttaşlık görevi ve Devrimci Demokrasi’nin gereğiydi.

YMK Temsilcisi’nin ardından DAB Güvenlik Bakanı Isabel Katherina Mabelle patladı, “Bize neler oluyor arkadaşlar?.. Sorarım size! Bu talebin kabûlu yıldan yıla bütçedeki payı azaltılan bakanlığımızın lağvedilmesi anlamına gelmez mi?”

Kurulu derin bir sessizlik kapladı. Salondaki yurttaşlar tebessüm ettiler.

Güvenlik Bakanı devam etti, “BAB ordusu her gün güç kazanır, modern teknolojiyle donanırken, bizim silahsızlanmaya ve askersizleştirmeye yönelik güvenlik stratejimiz kabul edilebilirlik sınırını çoktan aştı. Bence yerel vergi sistemine geçiş bütün bakanlıkların payının azalması anlamına geldiği gibi bir tür somut parçalanma anlamına da geliyor. Benim görevim Birliğin bütünlüğünü sağlamaktır. Bu yüzden bu talebi kesinlikle reddetmekten yanayım. Üzgünüm.”

İzleyen yurttaşlar kıkırdadılar hafiften.

Kültür Bakanı Valeria Luka Dimitros atladı lâfa, “Siz nerede ve hangi çağda yaşadığınızı unutuyorsunuz sanırım sevgili bakan. Bizim silahsızlanma stratejimizin Batı Dünyası’nda nasıl yankılandığını çakozlamıyorsunuz herhalde. BAB kamuoyunun hükûmetlerini silahsızlanma konusunda nasıl sıkıştırdığını görmüyor musunuz? Paris, Londra, Berlin sokaklarında silahsızlanma ve barış için polisle çatışan gençlerin dinamik demokrasimize nasıl da özendiklerinin farkında değil misiniz? Üstelik Doğu Avrupa’lı olduğunuzu unutup Batı Avrupa’lı asker-patron ve bürokratların üslûbuna benzer bir üslûpla konuşuyorsunuz. Hah hayy! Kusura bakmayın ama asıl ben, sizin gibi bir bakana sahip olduğumuz için çok üzgünüm. Gene de sevgilerimi sunuyorum. Allıklı yanaklarınızdan öpüyorum”

Bu lâflar üzerine Bakan Isabel’in al yanakları kıpkırmızı oldu ancak karşılık vermekten kaçındı. Kurul üyelerinin çoğu travesti kültür bakanı konuşurken hak vererek başlarını salladılar çünkü. Kurulu izleyen yurttaşlar da kahkahalarını bastırmayı bildiler… Güvenlik Bakanlığı lağvedilmeyecekti belki ama, büyük olasılıkla birliğin politik ve iktisadi karar alma sürecinde etkinliğini iyiden iyiye yitirecekti.

Gerginlik bir parça gevşedikten sonra İktisat Bakanı Perhan Piriştina Üleş sakince ayağa kalktı ve konuşmaya başladı, “Saalık, bilim, sanat, eyitim, adalet, güvenlik gibi konularda muutarlıklar, ükûmetin üzerinden fevkalede büyük bir yük aldılar. Biz bu konularda eşgüdümü saalamak, öneriler sunmakla yükümlü olduk sade. Bütçe büyük ölçüde raatladı. Son beş yıldır üst üste bütçe fazlası veriyoz. Bütçeyi raatlatan muutarlıkların, yerel vergi sistemiyle ödüllendirilmesi kaçınılmaz görünüyo. Saygılarımı sunuyom epinize.” diyerek aynı sakinlikle sustu ve yerine oturdu.

Isabel Katherina ise kendini tutamadı ve tahta masaya bir yumruk indirdi.

Onun masaya yumruğunu indirmesiyle birlikte İçişleri Bakanı Selin Kastro Moni fırladı ayağa, “Kusura bakmayın yoldaşlar! Ben Savunma Bakanı’mıza katılıyorum. Hatta daha da ileri gideceğim! Fakat söylediklerim birliğimizin kuruluş ilkelerine aykırıymış gibi anlaşılmasın lütfen! Evet! Maalesef düşman dışarda değil. Düşman aksine içerde!”

Salonda birden bir gürültü koptu. Kurulu izleyen bazı yurttaşlar kalkıp gitmek istedi. Fakat diğer yurttaşlar onları ikna ettiler. Selin Kastro alkışlarla, ıslıklarla protesto edildi. ‘İç düşman’ söylemi Birlik’de kızgınlık yaratan söylemlerin en başında geliyordu. Doğu Avrupalılar’a göre bölücü ve ulusalcı bir tınıya sahipti İçişleri Bakanı’nın ağzından çıkanlar. Bu tür ifadeler DAB’nde yaşayanları birbirlerinden kuşku duymaya, korkmaya ve birbirlerine düşman etmeye yarardı sadece. Birliğin ilk yıllarındaki yoğun tartışmaların ardından bu konu çoktan aşılıp geçilmişken şimdi ne demeye geliyordu bakanın söylemi?!

İçişleri Bakanı hiç istifini bozmadan, buz gibi bir ifadeyle devam etti, “Yanlış anlaşılacağımı biliyordum… Ben Doğu Avrupa Birliği’nin mimarlarından Kastro Moni’nin kızıyım. Birliğe ihanet etmem demek, babama ihanet etmem anlamına gelir. O yüzden bunu ihtimal bile saymayın… Tekrar ediyorum düşman içerde! Savunma ve İçişleri zayıflatılarak Birliğin bütün kalkanları çökertilmiş oluyor. Zaten en başında Güvenlik ve Adalet konusunu muhtarlıklara devretmek büyük bir hataydı…”

Kurul salonu yavaş yavaş karışmaya başladı. Zaten yurttaşların hemen hepsi soyadını gurula taşıyan soy düşkünü bu kadına karşı önlenemez bir soğukluk duyuyorlardı.

Fakat Kastro Moni hızını alamadı “…Suçlular sokaklarda dolaşıyor! Toplumdan yalıtılması gereken azılı suçlular bir kargaşa potansiyeli olarak içimizde yaşıyor! Her gün iç ve dış tehlikelere bir yenisi ekleniyor. Büyük bir kâbusa doğru sürükleniyoruz yoldaşlar! Ayrıca…”

Bu son sözler, kendisi ne kadar inkar etse de, İçişleri Bakanı’nın Birliğin ceza hukukunda yaptığı ‘tazminat hukuku devrimini’ ve Birliğin ruhunu hiç mi hiç anlamadığını yahut umursamadığını gösteriyordu. Kurul salonu protesto çığlıklarıyla çınlıyordu. Kastro Moni iki işaret parmağıyla iki kulağını tıkadı. Kurul Sekreterliği’nin elektronik posta kutularına saniyeler içinde milyonlarca protesto iletisi düştü. Telefonlar çaldı durdu. Bu durum Kastro Moni’nin bakanlığının sonu anlamına geliyordu. Güvenlik Bakanı İsabel itidalini koruyarak durumu idare etmişti ama Selin, kendine hâkim olamamıştı işte.

Kurul, salon sakinleşinceye dek bekledi. Ardından Düş ve Şiir Bakanları, o güne dek görülmemiş ince tarzlarıyla iki reddiyeci bakana tanzirler düzdüler, nazireler çaktılar. Ardından Yurttaş Direnişi Bakanı söz aldı: BAB gibi AB (Amerika Birliği) gibi KAB (Kuzey Asya Birliği) gibi yapay süper güçlere karşı nasıl sonsuz bir direniş gücüne sahip olduklarını anlattı. Düzenli bir ordu yerine, gerilla kültürünün Birliği nasıl yenilmez kıldığını tek tek örnekler göstererek anlattı. Ardından Başkan, her zamanki uzlaşmacı üslûbuyla konuştu. Ardından oylamaya geçildi. Dört red -ikisinin kaynağı uzun süre bilinemedi- oyuna karşılık tüm bakanlar yerel vergi sistemine geçiş yasasını onayladılar. Ve Birlik halkları kendi yerel bütçelerini oluşturmakta kısmen de olsa muhtariyet kazandılar.

Nitekim Doğu Avrupa Birliği, aylardır süren tartışmaların sonunda muhtariyet unsurlarına bir yenisini daha ekleyerek hararetli gündemini sonlandırdı. Yeni yasayı yurttaşlar evlerinde, mahalle kameriyelerinde, ormanlarda, dağlarda, deniz, dere ve göl kenarlarında yiyip içerek, şarkılar söyleyip danslar ederek ve koklaşıp sevişerek kutladılar.

Aynı gece kuruldaki masasını toplayıp dolabını boşaltan Selin Kastro Moni ilk uçakla Londra’ya gitti. Londra’da kendisini torun Rockefeller karşıladı. İki gün sonra da Selin, torun Rockefeller ile birlikte BA’ya uçtu. Kendisinden bir daha asla haber alınamadı…

DAB’deki yönetsel muhtariyetlere her yıl bir yenisi eklendi. Süper Güçler yani sermayedarlar, merkezi yönetim anlayışı yıldan yıla zayıflayan DAB’nin bazı muhtarlıklarını ele geçirseler de, birliği bütün olarak asla ele geçiremediler.

Doğu Avrupa Birliği sürekli bozulup yapılanan bir organizmaya benziyordu. Öyle ki bozulmak, dağılmak, parçalanmak birlik oluşun doğasıydı artık. Her parçalanış veya dağılışın ardından ciddi bir güçle toparlanıyorlardı. DAB sürekli küllerinden doğan masal kuşuna benziyordu. Muhtarlar merkezden uzaklaştıkça birbirlerine yakınlaştılar. Bu yakınlaşmalardan bölgeler, bölgelerin yakınlaşmasından da Birlik her seferinde yeniden varoldu. Daha da ilginci AB, BAB veya KAB gibi yapay süper güçlerin sömürülen halkları için DAB bir umut, bir çıkış yoluydu artık.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: