ayna, beden v anlatıcı

12 Ekim 2014

1
aynanın karşısında sağ kolunu yukarı kaldırıp gerdiğinde, kolunu yukarı kaldıran birini görüceksin. orhan veli gibi “sakın şaşırma” demek isterdim ya, şaşırmıycaksın.

ayna omuzundaki, boynundaki, kolundaki baskıyı/gerginliği göstermiycek.  sağ kürek kemiğinin içeri çekildiğini, sırtının yarısının, görece, düzleştiğini, omurlarının hafifçe aralandığını, kaslarının esneyerek uzadığını, sağ kalçanın hafifçe yukarı çekildiğini de göstermiycek. değişen kan basıncını, nabzını, hormonal değişimi; sırf yerçekimine direndiğin için yaşama içgüdünün uyanışını, bu içgüdüye bağlı oluşan diğer güdülenmeleri de göstermiycek. kolunu yukarı kaldırdıkça, kolunu yukarı kaldırma isteğinin arttığını da göstermiycek ayna.

ayna, sağ koluntumblr_nd79ajEg0S1tdzuubo1_500u yukarı kaldırıp gerdiğinde, daha önceki sağ kolunu yukarı kaldırıp germe deneyimlerini de, gelecekteki olası deneyimleri de sana göstermeyecek. sen bunları sağ kolunu yukarı kaldırıp gerdiğinde hatırlayacak v tahmin edeceksin.

aynadaki görüntüyü esas aldığında, eylemine dair algında ayna baskın olduğunda demek ki -üç boyutlu görünen fakat aslında- iki boyutlu bir yansımanın düşünürü, anlatıcısı olacaksın.  derinliği, genişliği, yüksekliği, enerjisi ya da zamanı olan bir evrende yaşadığın halde iki boyutlu bir dünyaya hapsolucaksın. o hapisanende zengin/çeşitli kokulara, tatlara, dokunuşlara, seslere yer olmayacak. her biri yokmuş gibi muamele görecek.

bizzat v zaten bir hapishane olarak bu hapishanede yalnız değilsin. sen v bizzat birer hapishane olan hapishane arkadaşlarının içinde daima firar isteği olucak.  fakat nereye kaçarsanız kaçın, hapishanenizi yanınızda götüreceksiniz. çünkü her yerde aynı şekilde algılıycak, düşünücek v anlatıcaksınız.

dört (belki beş) boyutlu, beş (belki altı) duyuya seslenen bir evrende iki boyutlu bir dünyaya kapatılmış esirlerin firarı mümkün değildir. birbirlerine anlatıcakları da, söylemleri de farklı olamayacaktır.

2
birgün aynanın karşısında kolunu kaldıramadığında veya bundan böyle kaldıramayacağını fark ettiğinde gerçeği de fark edeceksin. çünkü  gönüllü mahpusluğundan kesin bir cezayla uyandırılmış olacaksın. bedeninde duyduğun keskin acılar, kronik ağrılar sana can verecek. dört (belki beş) boyutlu, beş (belki altı) duyuya seslenen gerçeklikle göğüs göğüse geleceksin.

fakat zihnin hâlâ iki boyutlu çalıştığı için, göğüs göğüse geldiğin o (yani sen), sana bulanık bir su gibi görünücek. firarın nasıl mümkün değilse görmen de mümkün olmayacak.

bütün umutsuzluklarına rağmen bazı hapishane arkadaşların gerçeklikle temas arayışlarını sürdürücek. hazza, hazza dönüştürdükleri acılara bağımlı olucaklar. fakat dışarı çıkamayacaklar. çünkü dışarsı diye bi yer olmayacak. yazının icadından hatta ilk mağra resminden bu yana olmadığı gibi.

3
insanın zekasını, iletişim yeteneğini, toplumsallığını kanıtladığı düşünülen mağra resimleri, ideogramlar, piktogramlar vb. -bilgisayar çağına kadar olan süreçte- gerçekliğin iki boyutlu dünyaya hapsedilişinin ilk denemeleridir de. bu kalıtlar bize binlerce yıl evveline ait tartışmaya açık fikirler verir amma binlerce yıl evvelki gerçekliği/yaşamı veremezler. tıpkı facebook profillerimizin kendimiz hakkında başkalarına tartışmaya açık fikirler verdiği fakat gerçekliğimizi veremediği gibi. v ayrıca ek olarak ilaveten :) facebook profillerimizle kendimize karşı kendimizi manipüle ettiğimiz gibi.

neolitik dönem insanlarının resimleri, yazı denemeleri gerçekliği nasıl manipüle ediyor idiyse biz bunu şimdi daha ustaca, teknoloji kuşanmış zihinlerimizle yapmakta hapishanelerimizin duvarlarının kalitesini pixel birimi üzerinden yükseltmekteyiz.

4
ilk resimler v yazılardan online düşünen zihne yolculuktaki bütün kalıtları önemli bulacağız elbette. ama kendi adıma sadece v sadece, insanı dört (belki beş) boyutlu, beş (belki altı) duyuya seslenen, deneyimlerimizin beşiği evrene yönlendiren kalıtları bilhassa doğru ya da yerine göre güzel/estetik bulma hakkım saklıdır.

yeni işlere bakarkense, anlatıcı denen düşünürü, alımlayıcısını gerçekliğe yöneltmediği, harekete itmediği, kolundan çekip sokağa sürüklemediği, tabiata yönlendirmediği, ayna karşısında sol kolunu yukarı kaldırdığında asıl olanları hatırlamaya yöneltmediği sürece değersiz kabul ediyorum.

alımlayıcısını içine çeken, orda kalmaya ikna eden zeka v hüner oyuncakları mahpusların olsun. :)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: