ora yeğin

19 Ekim 2014

3edqRHRj1
yıllaaar önce bir yarışma poroğramında cüri üyeliği yaparken görmüş v kendisinden yeterince hazzetmiş idim.  kendi PR’ının stratejisini adım adım uygulayan, çok çok sevimli bir reklam kampanyası gibiydi.

kim?

o bir cin fikirli!

o bir usta kalem!

o bir entelektüel!

o bir çılgın!

o bir kızıl kar maskeli adam

o bir oray eğin!

(yeterince dopamin salgılatmışımdır heralde!)

işte o muhteşem sözcü eri, tıpkı cüri üyeliği yapar gibi

sütte tavuk pişirirken, how to get away with mur­de­r seyreden; jennifer egan okurken, klavyeyi coyistik gibi kullanarak hemi de ağzıynan gizli gizli “dıkşın! dıkşın!” efekti çıkararak, önündeki şöhretli medyacıları, yazarları, oyuncuları daha da ilginci  beklentisiz blog yazarlarını (kendisinden orcinal oldukları için mi acaba?)   gümüş sözcüklerle avlıyo.

ağırlıklı olarak, şöhret olmak, şöhretini arttırmak için şöhretlere sataşma, şöhretlerden bahsetme taktiğini kullanıyo.

tibıtırdaki türkçe hesabındaki 285 B, ingilizce hesabındaki 6.000 takipçi sayısına bakınca D-kategorisinde bir şöhret  olarak tıklayacağımız oray eğin’in demek ki daha çok gümüş sözcük atmaya, daha çok vurup kırmaya ihtiyacı var.

2.
evet, ben yazdım amma 1. bölüm bana ait değil. sadece bir üslup taklitçiliği yaptım. taklit ettiğime çok benzediysem belki de taklit ettiğim oldum. yahut taklit edebildim çünkü ben zaten biraz oydum :P

enerjik, çok büyük bir şey anlatıyomuş, ne ayrıntılar yakalamış, lafı da nasıl oturtumuş üslubunu aynıyla yazıya geçtim.

şey… geçtik.

3.
eğin, bi salvosunda tom wol­fe­‘un mars­hall mcLu­ha­n‘­dan alın­tı­la­dı­ğı bir tes­pi­ti alınıtılıyo,  “hak­sız­lık kar­şı­sın­da öf­ke­len­mek ah­mak­la­ra say­gın­lık bah­şe­der.“ lafın nereye varacağı belli. mcluhan’ın emmy, oscar törenlerinde sosyal içerikli cümleler kuran aktörleri saygın ahmaklar olarak etiketlemesi gibi oray eğin de gezi’deki aktörleri saygın ahmaklar olarak etiketliyo ya, (fak yu! yani) kahretsin!  yahut lanet olsun! ‘kitle’ onları entelektüel olarak algılıyo.

bir ekspertiz olarak kimin gerçek entelektüel, kimin kaçıncı kategoride tiyatro oyuncusu olduğunu; kimin kaç model bir yazar, kimin kaçıncı seviye devrimci olduğunu o biliyo. dilim söylemeye varmıyo ama,

ooooo! biiiiir, neo-hıncal uluç!!!

4.
başka bi yerde demiş ki şapşik (ne biçim konuşuyorum ben) “İn­ter­ne­t’­te ya­zar­lı­ğa öze­nen­ler mal­ze­me­yi ken­di ha­yat­la­rın­dan bul­du. Bir ga­ze­te ya da ya­yı­ne­vi­ne su­nul­sa ‘Bun­lar yaz­ma­ya de­ğer de­ği­l’ di­ye ge­çi­le­cek pek çok ko­nu blo­g’­lar­da ken­di­ne ha­yat bul­du. ”

görüyo musunuz? “yazarlığa özenenler” diyo.  demek ki yazarlık da ulaşılamayacak kadar çok önemli bişiy.  ama ne kadar önemli olduğu gizli. onu da eğin biliyo sadece.

yazarlar malzemeyi nerden buluyolar sahi? yazı malzemesinin özel olarak alınıp satıldığı bi yerler mi var?

sözcü kahramanımız, blog yazarlarını kıskanıyo zaar.  şöhret çabaları olmadığı, kimseye kendilerini beğendirmek zorunda kalmadıkları, tepelerinde sansür uygulayacak abileri, patronları bulunmadığı, paralarını alın teriyle kazanıp bi de üstüne kendilerine boş zaman yaratıp yazı yazdıkları için mi? yok canım!

kotalı boş hafızlara norm dışı yaşam alanları kurdukları için mi?

hem, yediği yemekten, izlediği diziden, seyrettiği filimlerdeki planlardan, okuduğu kitaplardan, yaptığı alıntılardan, gümüş sözcükler fırlattığı şöhretlerden, reaksiyon biçimlerinden v benzeri mevzuların virajlı, U dönüşlü yollarından bahs açarak, hesapta kimseye çaktırmadan kendi hayatını ortaya koymuyo mu?

5.
sık sık yazının (icadından bu yana) bir manipülasyon aracı olduğunun; bu niteliğine rağmen kendini bize gerçekten daha gerçek gibi sunduğunun altını çizmeye çalışıyorum. şey… çalışıyoruz.  öyle ki, diyoruz,  kitleler tarafından yazı, aynen, kendini sunduğu gibi anlaşılmakta.

yazının kendini sunumunun gücüne yaslanarak, nerdeyse tüm gücünü buna bağlayarak yazanların/yazarların gerçeğe/yaşama ‘ihanet’ ettiklerini düşünüyorum. şey… düşünüyoruz.

yazının yapıntı, şok eksik, yetersiz v kendi içinde karmaşık bir araç olduğu bilinciyle/vurgusuyla yazmanın bir borç olduğunu eğin vesilesiyle bir kez daha ikrar etmek faideli. sükûta son!

gerçek yani ora, yeğin! anlatabildik mi acaba oray eğin?

*fotograf oray eğin’in tibitır profilinden alınmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: