orhan babalara geldik!

08 Kasım 2014

image

köylünün türküsü, yöresel dansları; şehirlinin sanat müzikleri, salon dansları/eğlenceleri vardı.  şehirde köylü, köyde şehirli kalanlarınsa bir ârafı, bir yersiz yurtsuzluğu, bir arabesk müziği, bir jilet atma ritüeli vardı.

orhan gencebay, sadece müzisyen, şarkıcı değil âraftakinin kült tanrısıydı da. ne köydeki itaatkar suskunluk, ne şehirdeki mızmız politik manevralar âraftakileri içine alamazdı. bu yüzden iki arada bi derede kalmışların jilet gibi bir târik’e ihtiyaçları vardı.

orhan babalar bu ihtiyaçtan doğdu. şarkılarında, çevirdikleri filimlerde yoksul ama gönlü zengin, isyankar ama efendi, yenilen ama ezilemeyen kahramanlar olup göründüler. netekim seyircileri de atatürk’ün ayak bastığı samsun’dan kopup gelen bu çoğul yiğidin kestiği pozlara meftun oldular! inceden inceden orhan babalaştılar.

hacı hüsrev, tarlabaşı, beyoğlu’nun arkası, kocamustafapaşa, güneşli,  çeliktepe, gültepe, fikirtepe, güngören, kayışdağı… ‘gariban mahalleleri’nde çoğaldıkça çoğaldılar; gecekondularda, elektriksiz, susuz mahallelerde istanbullu ama aslına bağlı,köylüler, taşralılar; damardan şirden delikanlılar olarak şehrin kanına karıştılar.

alt orta, orta, varlıklı sınıflardan istanbullular’ın kaba, angarya işlerine koşuldular. küçümsendiler, dışlandılar, “kıro”, “hanzo”, “barzo”, “keş”,  “üjbeş” kodlarıyla fişlendiler yahut romantikleştirildiler. romantikleştirme âraftakilerin aşağılanmasının zıddı görünen ama aslında paraleli bir şehirli yaklaşımdı, ayrı sanılan fekat tıpatıp aynı bir popülizmdi. bu yaklaşımı acıma, anlayış gösterme, empati kurma, şevkat duyma gibi şehirli kavramcıklar besledi.

orhan baba v müridleri yavaş yavaş bir kısım şehirli tarafından da iltifat görmekteydi artık (sadece iltifat, başka hiçbişiy değil). lûtfedip orhan baba’nın imajında söz temsil, şarkı temsil, poz temsil âraftakileri görenlerin, dikkate alanların sayısı artmaktaydı. böyle böyle gayrîresmi medya, iştahı kabararak, eğlence dünyasına orhan babaları kabul eder oldu. yeni dikkatin merkezi eski dikkatin merkezine çağrıldı, içerildi. ileride bütünüyle müteahhitlerin hizmetine verilmek üzere buzdolabı poşetine konuldu. mazlumun yanında olma dürtüsü köylülük, şehirlilik kimliklerini de inceden yıpratmaya başlamıştı ki tam da. halkın birbirine bağlanması önünde en büyük v en kıymetli engel olan kimliklerin erezyonunu önlemek, politik hırçınlığı eğlence dünyasında seyreltmek akıllıca oldu o esnada. “kula kulluk edene yazıklar olsundu” da burda, tadında kalsındı. yarın fabrikalarda kartlar basılacak, apartmanların içi dışı yıkanacaktı. yarın 12 eylül olacaktı! v tam 34 yıl devam edicekti!

resmi medyada,  gastelerde orhan babalar kendine yer buldukça, sokakta, salonda, kırsalda orhan baba mukallitleri çoğaldı. altmışlı yıllardan iki binli yıllara kadar aralıksız göç alan büyük şehirler sayesinde, orhan baba kült mahiyetiniden en ufak birşey yitirmedi. isyankar ama efendi kalıbını koruyarak iktidarlarla, darbecilerle arasını bozmadan geçinip gitti. artık o resmi medyanın, ulusal basının da bir babasıydı bir orhanıydı.

şehrin eski yerleşimlerinin çevresinde gecekondu mahallelerinin nüfusu hızla arttı yahut yeni yeni gecekondu mahalleleri oluştu. sosyo-ekonomik olarak özetlenebilir bu durumu engelsiz atlayıp her göç eden bireyin penceresinden bakınca içerde romantik, trajik, melodramatik hikâyeler olduğu görüldü. yapısal düzeyde tekil, gerçekliğe tekâbülü bakımından kütlesel hikâyeler.

bu hikâyelerden çıkan algı birliği ise şöyleydi: bu gidişe bir son vermeli! eşitsizliği içkinleştirmiş, zorbalığı olağanlaştırmış bir toplum olsak da orhan babalar’da cisimleşen arabesk, isyan nöbetleri geçirmeye, dilsizliğini şiddete, ama asıl kendine yönelik şiddete dönüştürmeye devam etmekteydi. etmekte. bu hararet, bu sosyo-ekonomik hâl sürdükçe değişebilir miydi? hayır! öyleyse sosyo-ekonomik hâl vatan millet, din iman süslemeleriyle artarak sürecekti, sürmeliydi. fakat âraftakileri kendine bağlayacak orhan baba gibi bir lider imajına ihtiyaç vardı. bir özneye değil, orhan babavâri bir resime!

ülkemiz modern yahut moderen milliyetçi politik liderler gördü. tam zıddı gene milliyetçi fakat bu sefer köylü, üstelik şiveyle konuşan ya da modernleşmeye direnen koyu müslüman politik liderler gördü. türlü kostümler, makyajlara bürünmüş politik liderler. ağız rıza gösterse de gönül hiçbirine razı olmadı.

hem ağzın hem gönlün razı olacağı politik lider sonunda orhan baba kılığına bürünüp geldi. bir yılbaşı gecesi bacamızdan noel baba girmiş gibi tuhaf hissettik. o kimsesizlerin kimsesiydi (biraz zeki müren), yaradılanı yaradandan ötürü seviyordu (biraz tasavvuf), tüm türkiyeyi eşit seviyordu (bi çimdik komünizm), o bir yürek adamıydı (tarlabaşı’ndan kasımpaşa’ya iniyoruz), o yenilse de ezilmeyen bir kahramandı (milli takım), isyankar ama efendiydi (orhan baba), eskiden yoksuldu şimdi hem gönlü hem cebiyle zengindi (sakıp sabancı biraz da). yemek servise hazır. girdiği role önce kendini sonra toplumun -moderen milliyetçilerin büyük bölümü hariç-  yarısından fazlasını inandırdı. hem köylü, hem şehirli; hem moderen, hem koyu müslüman; hem milliyetçi hem etnik kimliğe saygı duyan; hem tutucu hem özgürlükçü; hem tatlıcı hem nalbant… çoh geniş vizyona sahip bir lider. bir de orhan baba gibi şarkı söyleyebilseydi…

küreselleşme, yeni dünya düzeni, BOP, arap baharı, israil zulmü, renkli karşı devrimler, sosyal devlet anlayışının tüm dünyada geri çekilmesi, totalitarizmin küresel ölçekte yayılımı gibi olgularla ülkemizin varlığı arasında bir bağıntı kurmayı düşünmedik bile. niye düşünelim! gecekondunun penceresinden bakınca gördüğümüz dramatik dünyanın halet-i ruhiyesiynen seyrettik her şeyi. modernimiz, milliyetçimiz, mütedeyyinimiz  yahut bu üçünün kombinasyonlarından mürekkep, aynı renklerin değişik tonlarından tontonlar olarak.

yağmur yağdığında tüm dünyayı sırılsıklam sanan bizler, yakışıklı, haksızlığa karşı direnen, gecekonduları yıkmaya gelen zâlim (artık zâlim değil neo-liberal) kepçenin karşısına gövdesini koyan orhan baba şemalinden gecekonduların üzerine kurulan beş yıldızlı gökdelenlerin, plazaların reklamını yapan orhan babaya, doğa, işçi v kadın katliamına v ortadoğu’nun jakobenleri ışid’e açıktan destek veren ama vermiyomuş gibi yapan orhan babalara nasıl geldiğimizi anlamadan, biz abicim, orhan babalara geldik!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: