yazmak v öpüşmek aynı şeydir

19 Şubat 2015

5555f466b99acc93f384e2821305e5006fbc3315herkes amerika’yı yeniden keşfetmeli

yazının bi araç olduğunu söylemek dahiyane bi buluş olmayacak. fakat bu bilgiyi yeniden bulurken şahsen yaşadığım ‘aydınlanma’ dikkate değer. en azından kendi dikkatime değer :)

herkes kendi zihninin önünü süpürse…

1) genellikle kendi düşüncemiz diye bir şey yoktur. öyleyse kendi yaşamlarımız diye bir şey de yoktur. sonuçta kendi yazdığımız bir yazı da yoktur. biraz değişik bir şeyler yazan insanların çok beğenilmesi ya da halk düşmanı ilan edilmesi bundandır.

2) yazı kutsaldır. “önce söz vardı.” dı dı dııı… islam’a mensubiyetimiz şehadet sözcüğüyle kanıtlanır. “ol” denir, “om” denir. yazıyı gördüğümüz yerde yazıya, yazanını gördüğümüz yerde yazanına saygımız biter. ot bitmeyen yerde saygı biter. yahut şamar.

şu köşeden sağa dönünce hemen solda 

insan yaşamadığı şeyleri yaşar. olmadıklarını olur. insan ‘olmadığını olan hayvandır’. yazı bunun için en eski araçtır. insan yazıyı keşfettiğinden bu yana, olduğundan çok olmadığını kaydetmeyi pek sevmiş.

bi düşünsene abi

– imkansız önermelerden kaçınalım.

+ peki

sen yetişkin bir erkeksen mesela, yetişkin bir olmayan erkek hakkında yazılmış olmayan bir şey okuyorsan, onu dikkatle takip edersin. olmayan kahraman parmak uçlarıyla bir kadına dokunduğunda parmak uçların tuhaf biçimde bunu deneyimler. olmayan kahraman öpüştüğünde dudaklarındaki sürüyle sinir ucu öpüşme hissini simüle eder.

kutsal kitaptan kadın dudağının haram olduğunu okuduğunda da olmayan erkek kahramana öykünmenin bir başka türlüsü olur. sana kadın dudağının yasaklı olduğu günde kaç kez söylenirse, kadın dudağına yönelik okkadar uyarılmış olursun.

burda durdum

ruhanî ol’uştan ruhbanî otorite’ye geçenlerin neyi kanırttığını, erkeği neye kışkırttığını altını çize çize tekrar etmeli miyim diye gidip geliyorum. gerek yok. anlayan anladı. anlamayan anlamaz.

amma velakîn söylemek istiyorum, yazım kurallarına meftun, yazı kalıplarına aşina, nasıl yazılacağı hususunda kesin kanaatleri olan seküler zihinlerin tersinden bir kutsallaştırma, kutsama yaptığını vurgulamak istiyorum. bana yakın olan, olmayan erkek yazarlarının ruhbanî eğilimlerini göstermeye can atıyorum.

esas olan

esas olan çözümlemektir. bir tarafta olmak, bir tarafın düşünme kalıplarını benimseyip yaymaya çalışmak metafizik bir faaliyettir. çünkü gerçek donuk değildir. imgeler, simgeler, kimlikler, konumlara hapsolunmamalıdır.

demek ki

kendi yaşamımız diye bişiy yoksa kendi düşünmemiz diye bişiy yoktur. kendi düşünmemiz diye bişiy yoksa düşünmemiz veya düşünmek sadece uyma, uyum sağlama faaliyetidir.

yani masa başına oturup “mucizevi şeyler yaratıcam”, “büyülü metinler kurucam” diyerek yazmaya başlamak, güzel bir kendini aldatmadır. serotonin iptilasıdır.

dün

dün testosteronumu uyaracak şekil şemalde bir kadın gördüm. bakışlarımı kaçırdım v şöyle düşündüm,

“ben niye burda, şimdi uyarıldım? izmir’de, tekrdağ’da niye uyarılmıyorum? berlin’de niye uyarılmadım? ben o kadını tanımıyorum. o da beni tanımıyo. ben kızımı tanımıyorum. sevgilimi tanımıyorum. annemi tanımıyorum. kadın arkadaşlarımı tanımıyorum. kendimi tanımıyorum… tanımadığım kadınlara yönlendirilmiş, değişik niceliklerdeki/niteliklerdeki ilgilerim, zihnimin başkalaşmaya müsait işleyişine gem vurmakta; bişiy veya bişiyler tarafından bir kalıba dökülmekte. zihnimin işleyişile birlikte zihnim şekillendirilmekte. öyle ki o şekillenmiş zihine eklenen kişisel ayrıntısal anılarım, hormonal baharatlar, içsel lezzetler mass edilerek soğurulmuş zihnimi biricik, kendime ait sanmamı sağlamakta. beni, bir makine gibi işleyen bedenimin mekaniğine hapsetmekte. evet. ruhanilik peşindeyiz diyenlerin öne çıkardıkları bu eril mekaniktir. bir erkek olarak bedenim, içinde yaşadığım sisteme ilham veriyo. sistemi inşa ediyo. v sistem bedenimi yeniden yeniden inşa ediyo. ruhbanî otorite’nin uyum, harmoni, kosmos, birlik beraberlik, medeniyet dediği budur. senden ayrı varlığını kabullenip, dayanışma içinde olman gereken bir kadını medenileşmeye, birlikte olmaya, kosmosa, uymaya zorlamaktır bu. v diğer erkekleri. “

çocuklarım

çocuklarım aynı masalları, aynı şekilde dinlemek isterler. masallar okunurken kelime atlasam, araya girer, düzeltirler. aynı şekilde jestlerim, mimiklerimde bir değişim olsa görünüşümdeki (kalıcı) değişiklikleri de şiddetle iterler.

onlar internette çizgi filim seyrederken, 0 v 1 imlerinden kurulu elektronik altyapıyı algılayamazlar. onlar, arayüzleri anlar arayüzler üzerinden düşünürler, varlıklarını teyid ederler.

biz, sağcı solcu, laik siyasal islamcı, türkçü v enternasyonalistler insanların kurgulanışlarıyla ilgili kafa yormayız. biz çocuklar gibi arayüzler üzerinden siyaset ederiz. siyasetimizce yazarız.

bir kadının, bir erkeğin görünümü, gestusu arayüzdür.

biraz büyüsek

büyümek insanlara, hayata atom fizikçisi’nin zihniyle yaklaşmaktır. atom fizikçisinin zihni nasıl çalışır bilmem. sadece tahmin ediyorum. atom-altı dünyanın (klasik mekanikle karşılaştırılınca) şaşırtıcılığı, ele geçirilemezliği, gözlenme güçlükleri fizikçiye dinamik bir zihin sağlamaktadır herhalde

nokta

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: