Sevmek Zamanı

03 Mayıs 2015

Uzun süre daldaki bir yaprağı seyrederseniz, ama bir ressam gibi seyrederseniz; yaprağın diğer akraba yapraklarla ortak yanlarını gördüğünüz gibi farklı yanlarını da görürsünüz. Elbette çok küçük, belirsiz ayrımlardır yakaladığınız. Çoğu kişi için bilinmeyen, bilinmediği için de kavranamayan ayrıntılara sahip olmanın örtülü hazzı, herhangi bir haz nesnesine yönelişin verdiği hazdan büyüktür. Orda öylece durarak keşfedilmeyi aslında yeniden yaratılmayı bekleyen yaprağın mütevazı tanrısı oluverirsiniz. Ama çok daha önemlisi, yavaşça kızarıp sararak yok olacak naçiz yaprağı, dikkatininizi toplama yeteneğinizle ölümsüzleştirirsiniz.

Ağaca bakmak, yapraklarını seyretmek, içlerinden birine odaklanmak, odaklanmak, odaklanmak. V o yaprağı keşfederek yeninden yaratmak. Tüm bu süreçte alınan hazza aşk diyeceğim. Tüm bu süreçte yaprağın kendisine değil de seyredenin, zihninde oluşan imgesine de aşk nesnesi diyeceğim. Ki işte Sevmek Zamanı, imgeye, imgenin yaratım sürecine yönelik aşkı resmediyor. Resmediyor çünkü, bu filimin biçimi yani anlatım tarzı sürekli yeniden yapılan bir resme benziyor. Tıpkı Meral’in fotografına aşık olan Halil gibi Metin Erksan da anlattığı şeyi -kolay kolay itiraf edilemeyen bir aşkla şekillendirerek- görünür kılıyor. Halil nasıl Meral’in kendisine değil de fotografına -yani aşık olduğu kişiyi zihninde şekillendirmeye- aşık ise, Metin Erksan da filimine v filimden koparılmaz biçimde anlattığı mevzuya bir Mecnun’un gözüyle bakıyor. Sevmek Zamanı anlattığı şey kadar, hatta anlattığından çok daha fazla anlattığı şeye sımsıkı bağlı olan imgeye, imgenin yaratım sürecine yönelik işliyor. Filim saydam bir tene sahip beden gibi hareket ediyor.

Halil, yaprak nasıl bozulup çürüyecekse aşık olduğu fotografın sahibinin de fiziksel olarak değil ama ruhsal olarak bozulup çürüyeceğini derinden bilerek, fotograftaki aşkından vazgeçmek istemez. Bu, gerçeklikten kaçmaktır, romantizmdir. Kesinlikle öyledir. Ama bir o kadar kesinliği olan diğer şey, bu, insanın gerçekliğidir. Bir yaprak farkına varamadığı varoluşuna, diğer tüm yapraklardan ayrıcalıklı bir birey olarak yeşermeye itiraz edemediği kadar diğer tüm her şeyle aynılaştığı akıbetine, çürüyüp yitişine de itiraz ederek romantikleş(e)mez. Demek ki romantizm, çeşitli dozlarda, en realist, en natüralist bünyelerin dahi kaçınılmaz yazgısıdır.

Küçükken radyoda Arkası Yarın’ı dinlerdik. Elimde kağıt kalem replikleri yazmaya çalışırdım. Çocukluğumdaki gibi yaptım, Halil ile Meral’in ilk diyaloglarının bir kısmını yazdım:

MERAL: …herhalde bana ait olan bir şeyi öğrenmek hakkımdır.

HALİL: Hayır! Sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.

MERAL: İyi ama aşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de burdayım. Söyleyeceklerini dinlemeye geldim.

HALİL: Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil, resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.

MERAL: Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor.

HALİL: Evet! Bir korkudan ileri gleiyor. Bu korku sevdiğim şeye ebediyyen sahip olabilmek için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım o zaman ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Halbu ki resmin bana iyilikle bakıyor, dostlukla bakıyor. Ve ebediyyen bakacak.

MERAL: Ben de sana bakmak istiyorum (halil’e döner)

HALİL: (gözlerini kaçırır) Hayır! Benimle resminin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım.

MERAL: (çıkar)

………..

Halil, Maslak Poligomda Meral’in nişanlısı Başar’ın arkadaşlarından dayak yer. Meral Başar’ın arabasından inerek, ince çorapla karların içinde yürümeye başlar; tahminen o zamanlar oraların hep dutluk olduğu İstinye sırtlarında.  Halil, minibüsteyken dimdik yürüyen Meral’i fark eder. Minibüsten iner. Sarılırlar. Sonraki sahne, Süreyya Plajı gibi bir yerdir. Kadrajın solunda soyunma kabinleri, ortada beton zemin, sağda kumsal v deniz vardır. Kamera ilerler. Kameranın ilk adımlarına kanun eşlik eder. Kanunun kurduğu ilk cümleler geleneksel Greek Musikisidir. O yüzden çalgıyı önce kanun değil buzuki/baglama zannettim. Geleneksel Greek Musikisini her dinlediğimde deniz aklıma gelir. Neden? “Ta Tamm!” şeklinde sürüp giden aksandan herhalde. Bu aksan v telli sazın yarattığı yakamoza yahut güneşin çarpmasına benzeyen parlak imge gözümde mutedil dalgalı bir deniz imgesi yaratır. Metin Erksan’ın da aynı şeyi hissettiğini düşünerek bir tuhaf oldum. Fakat daha da tuhafı, plajdaki kabinler çocukluğumdaki bende bir kulübe, -masa altı gibi- özel alan hissi yaratırdı. Muhayyel flörtümle masum bir kaçamak yapmayı, kalabalığın içinde onunla yalnız kalmayı hayal ettiğim bir sığınak gibi gelirdiler. Buna karşılık içlerine girmeyi sevmez, içerdeki kokulardan hoşlanmazdım. Yani kabinler kısa bir mutluluk için çok uzun süre mutsuz edecek alanlardı. Bu iç burkan  çağrışımlarla seyre devam ettim.  Kadraj hafifçe sola, beton soyunma kabinlerine döndü, ilerledi. Bir noktadan sonra kabinlerden birinin içini gördüm: Meral sırtını kabinin sağ duvarına, Halil sol omuzunu aynı duvara, Meral’in iki parmak yanına yaslamıştı. İkisi de denize bakıyorlardı.  Deniz! Sürekli yaratılmakta olan, gerçekliğini ancak denizle uğraşanlara gösteren, romatik imgelerden biridir. Fakat! Gerçeklikten kaçanlara başka bir gerçekliğin kapısını açan bir imge.

Ekran Resmi 2015-05-03 20.44.22

Filim baştan sona Adalar’da, Boğaz’da, Kilyos’ta, Güzel İstanbul’un çeşitli yerlerinde geçen böyle sahneler, planlar, başka bir deyişle, resimlerle dolu. Sinema edebiyatı dediğim filimlerden biri de Sevmek Zamanı artık. İlk yirmili yaşlarımda seyrettiğim, adını hep Resimdeki Sevgili olarak v filimin kendini Müşfik Kenter’le birlikte hatırladığım fakat artık karakalem bir resim sergisi olarak hatırlayacağım, özle biçimin birliğine iyi örnek vermek gerekirse en başta örnek olarak vereceğim filimlerden biridir bu derya deniz. Ayrıca birdenbire,  seksenlerden bu yana seyrettiğim ‘sanat filimleri’nin Metin Erksan’ın şapkasından çıktığını düşünüverdim birden.

Bir de 29:24’te sahnenin içinden geçen gölgenin kim olduğunu merak ettim. :)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: