Tiyatro Şenliklerinden Ödül Törenlerine

25 Mayıs 2015

Çocuklardık, parlak yıldızlardık o zaman…

Boğaziçi Üniversitesi’nde, Sarıyer Halk Eğitim Merkezi’nde tiyatro şenlikleri olurdu. İstanbul’un değişik semtlerinden, varoşlarından, başka şehirlerden gelen toplulukların oyunlarını seyreder, oyunların ardından Halk Eğitim’in bahçesi’ndeki çardağın altında, sahnesinde; Üniversite’nin oyun oynadığımız salonunda, çayırlığında, Aşiyan’a bakan banklarında, yatakhanelerde iştahla tiyatro yer, tiyatro içerdik. Oyunları, oyun sonrası sohbetlerini paneller, atölye çalışmaları, süreli yayınlar hakkında tartışmalar takip ederdi.

Ödenekli v özel tiyatrolar seyircilerini arar, piyasaya tutunma mücadelesi verirken şenlikçiler, seyircilerine ulaşmış, tiyatroyla beslenmiş, şüphelerle sorunlarla dolmuş, yeni arkadaşlar edinmiş olarak yazın neler yapabileceklerini, hangi kitapları okuyacaklarını, ilişkilerini nasıl sürdüreceklerini düşünerek dağılırlardı.

Ne konservatuar öğrencisi iken, ne öğrencilik sırasındaki bir sezonluk Devlet Tiyatrosu deneyimimde ne de sonraki özel tiyatro deneyimlerimde (BİLSAK Tiyatro Atölyesi hariç) o şenliklerdeki zengin, kıvamlı, çeşitliliğe açık tiyatro ruhunu v gövdesini bulamadım.

Çünkü o şenliklerde öne çıkan tiyatro sorunu, sorunları idi. Öne çıkan tiyatro sorununu, sorunlarını kişiler, topluluklar yani şenlikçiler öne çıkararak başka bir deyişle kendileri geride durarak çözümlüyor, geliştiriyordu.

10612953_613874638712184_3616294908932060013_n

Ne acıklı! O şenliklerin yapısal nitelikleri ‘profesyonel’ dünyada devam ettiren kimse veya kurum olmadı. ‘Profesyonellerin’ gündeminde daima öne çıkmak, en çok görünmek, ödül almak ama en çok ödül almak, en çok para kazanmak, hakkında en çok konuşulan, haber yapılan olmak vardı. Hâlâ bunlar var.

Tiyatronun gişe sorunlarına, devlet yardımına, devlet yardımının paylaşımına odaklanmak; tiyatro içi köşe kapmacalarla, statü savaşlarıyla ömür tüketmek; toplum içinde sanatçı ünvanıyla kasım kasılarak gezinmek hep o güzelim şenliklerin yegâne ‘alternatifi’ oldu.

Keza çeşitli concon oyuncu örgütlenmeleri de öyle. Tiyatroya, oyunculuğa, oyuncuların sorunlarına kafa yormaktan ziyade kendilerine ‘milli piyasa’ içinde ilişkiler v iş imkanları yarattılar.

E! Ödül mekanizması da öyle. Ama ödül mekanizması hakkında söylenecek ne söz kaldı diye düşünüyorum da söylenmesi gereken her şey söylendi. Ödül mekanizmasının Türkiye’de de deni dünyada da hiçbir inandırıcılığı yok.

Çocukluk, ilk gençlik yıllarıma denk gelen şenlikleri özlüyorum.

– Nerde benim gençliğim anne?

– Oğlum sen daha uyu! Bak şurda gençliğin var hâlâ. İstanbul Amatör Tiyatro Günleri’nin 23.’sü başladı bitiyor bile.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: