Kim’lik

26 Haziran 2015

identityKim’liğimizi belirleyen, kendimizi nasıl anlattığımız/yansıttığımız değil başkalarını nasıl anladığımızdır.

Örneğin, başkalarını cinsiyetine göre anlayıp tanımlayan kendini cinsiyetiyle anlamlandırıp, anlatmaya eğilimlidir. Burnunun dibine sokulan kim’lik paletinden, cinsiyet dışında, rastgele bir kimlik seçse de temelde o, kendini daima cinsel kimliğiyle tanımlar. Duruma göre, hele çaresiz anlarında, kendini farklı bir kim’likle sunsa da o sunuşun bir çatlağından, kafasına taktığı/takılan, cinsel kim’liği sızar. Gösterdiği kim’liği, şimdilik, sakladığı kim’likle sıvar.

Ya da şöyle diyelim, kendini ‘erkek’ olarak tanımlayan, başkalarını kaçınılmaz erkekler, kadınlar v diğer cinsel kim’liklerle gören, düşünen, tanıyan; bu kim’liği, yakıştığını düşündüğü diğer kim’liklerle süsler geliştirir: Milliyetçi, otoriter, muktedir, sahip, efendi, ağa, koca, baba, reis, sporsever, kavgacı, atarlı, tuttuğunu beceren, affetmez, delikanlı vb. yan v süs kim’likler gibi kim’liklerle.

Binlerce yıldır iktidarda olan erkek kim’liğinin karşısında ‘gıdım gıdım’ yuğrulan kimlikler vardır bir de. Kadın, eşcinsel, çocuk, yaşlı, engelli, köle, işçi, evsiz, mülksüz, yersizyurtsuz, derviş, aziz vb.  Bu kim’likler, erkekle girdikleri mücadele süreçlerinde her ne kadar zaman zaman erkekleşmek zorunda kalsalar da,  erkekten bambaşka bir gözle başkalarını anlar dolayısıyla kendilerini bambaşka sunarlar yahut sunmaksızın öyledirler. Bu kim’liklerin eklenen/yakışan kim’likleri ise: Özgürlükçü, eşitlikçi, beraberlikçi, çözümleyici, öz-eleştirel, adaletçi, mücadeleci, pes etmeyen, dirençli, politik, sanatçı, azınlıkçı, özgeci vb. kim’liklerdir.  Bu tür kim’liklere, zorunlu kim’likler diyebiliriz. Kendilerine kim’lik aramadıkları hâlde bir kim’liğe mecbur bırakılanlar yani. Yani aslında bir kim’likle anılmaktan hoşlanmayanlar.  Zaten öyle olanlar.

Erkek kim’liğini v ondan doğan huzursuzluğu mülkiyet ilişkileri, sınıf savaşımıyla ilintilendirip dikkatimizi buraya odaklamanın, bu binlerce yıldır süren kim’lik politikalarına deva olmadığı artık anlaşıldı herhalde. Zira sınıf savaşımının öznelerinin nasıl erkekleştiğini özgürleşme hareketinin resmi milâdı sayılabilecek 1789’dan bu yana (Olympe de Gouges’dan Türkiye’deki LGBTT’ye) şöyle hızlıca bir baktığımızda, görebiliyoruz. Devrim sürecinde etkin olan kadın kim’liğinin devrimin ardından eski yerine erkeğin karşısındaki konumuna itildiğini söylemek de tarihi bir aldatmaca sayılmaz öyleyse.

Başkalarını nasıl algıladığımız sosyal kim’liğimizi yani konumumuzu yani davranışlarımızı kurup çattığına göre “ben kimim?” sorusunun cevabı, ben dünyayı dolayısıyla başkalarını nasıl algılıyorumda içkin. V dolayısıyla özgürlükçü, adaletçi, eşitlikçi, direnişçi, sanatçı, politik, dervişane kimliklerin çatlaklarından sızarak bu kim’likleri sıvayan erkek kim’liği dikkatle takip etmek gerekiyor. Bu bağlamdaki ne devrimciliğin ne de özgürlükçülüğün sahih bir yanı yok. Yani aslında şu şekliyle, devrim olsun da biz sonra kim’lik sorunuyla ilgilenirizcilik nev’i bir devrimciliğin de, özgürlükçülüğün de, eşitlikçiliğin de değişim adına bir kıymeti yok.

Kendimizle çok uğraşmaya, içimizdeki zehri sağmaya, gözümüzdeki perdeyi kaldırmaya ihtiyacımız var nasıl algılandığımız, göründüğümüzden çok. İnsanın en büyük mücadelesi, içine yerleştirilmiş tanımlı kodları parçalamak olsa gerek. Vahdeti Vahdettin,  özgürlüğü ezilenleri temsil eden otorite, eşitliği kişisel iradenin yitimi, toplumculuğu anılarını terk etme, insancıllığı türcülük, feminizmi kadınların erkeklerle aynı şekilde tüketmesi olarak anlamak gibi kodlar başta olmak üzere.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: