İçimizdeki Kadın

10 Mayıs 2016

Yeğenimiz doğalı yarım saat olmuştu, annesinin yanında, kundağında mırıl mırıl yatıyordu. Hemşire, “Bakın!” dedi “Annenin karnına hafifçe bastıracağım ve ne olacak?” Bastırdı ve Poyraz ağlamaya başladı.

Yetişkin bir erkeğin tecrübe edemeyeceği anneyle bebek arasındaki simboyotik bağ devam ediyordu. Hayret içindeydik.

Yedi yaşındaki oğlum ve kızım mışıl mışıl uyurken, ne kadar sessiz yatağa girse de annelerinin yattığı anı hâlâ hissediyor; ya istemsiz bir ses çıkarıyor ya da yataklarında dönüyorlar.

Annede beliren her hâli derinden duyuyor çocuklar.

Hissetmek dokunmaktır. Başka birinin acısını hissetmek mesela. Kadınlar bebekleriyle kurdukları simbiyotik ilişkiden dolayı hissetmeye yatkındırlar.

Erkekler ise bu yatkınlığı, annelerinden dolayı, çok küçük yaşlarda tecrübe dedebildikleri için, kadınların tersine yetiştikçe uzaklaşıyor, unutuyorlar.

Yine de -bilmenin ötesinde- o simbiyotik bağın kalıntıları bazılarında sürüyor. Ki onlar içlerindeki kadın/dişiyle ilişkilerini sürdürebiliyor. Hissedebiliyorlar.

Başka insanları, başka türleri hissedebiliyorlar. Onlara sokaktaki tabiriyle ince adamlar diyebiliriz.

Kadınların hissiz erkek dünyasında erkekleştikleri nasıl vakiyse onlar da içlerindeki kadınla olan bağlarınlarını yitiriyor bazen. Kabalaşıyorlar.

Fakat kaybettikleri gücü hatırlayabilirlerse kabiliyetlerini yeniden kazanabiliyorlar. Gel gitli oluyor çoğunlukla fakat illa ki oluyor.

Hatırlayabilmeleri için sevilmeye ihtiyaçları var.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: