Diyalektik Ruh

01 Kasım 2016

“McAdams ve arkadaşları, yüksek üretkenliğe sahip orta yaşlı yetişkinlerin aktardıkları yaşam öykülerinde erken yaşlarda birtakım avantajlara sahip olmanın, diğerlerinin çektiği acıların farkına varmanın, toplumun yararını gözeten değerlerden oluşan bireysel bir inanç sisteminin ve topluma yararlı davranışların varlığının ortak olduğunu söyler. McAdams bu yetişkinlerin aktardığı öykülere “adanmışlık öyküleri” adını verir… Bu temalarda kötü bir durum iyi bir şeye dönüşür. Düşük üretkenlikteki yetişkinlerdeyse sıkça görülen bir tema ise kirlenme öyküleri olarak ortaya çıkar. Bu öykülerde güzel giden bir durum kötü hale gelir. Bu öykülerde olumlu duygular yerini olumsuz duygulara bırakır ve olumsuzluk tüm hikayeyi kaplar, iyi olanı bozar ve öncesindeki olumlu hali tümüyle ortadan kaldırır.” Therapia

Bağlantıya bakılacak olursa McAdams’ın öyküyü kimliğin çözümlenmesi için kullandığını göreceksiniz. Yani kimlik, McAdams’ta mensubiyet ve aidiyetle değil -yaşanmış ve yaşanmaktaki- kişisel öykülerle tanımlanıyor.

Olumlu bir dönüşme uğramış yahut olumlu dönüşümleri hayal eden kişiler diğerlerinin çektiği acıların farkına varan, toplumun yararını gözeten bireysel inanç sistemlerine sahip kişiler.

Olumsuz dönüşümler yaşamış ve hayal edenler ise tam tersi değerlere sahipler.

Diğerlerinin çektiği acıların farkına varamayan (çünkü belki kendi acıları hiç fark edilmeyen), toplum yararını gözeten değerlerden yoksun (çünkü belki sadece şahsi çıkarlarını gözeten rol modellerle kuşatılmış) kişilerin yönetici olduğu toplumları düşünelim.

Sonuçları korkunç, değil mi? Gördük, görüyoruz.

İktidar ve güç ilişkileri içinde, işgal ihtirasıyla, herkesi her şeyi ganimet olarak görme saplantısıyla, ganimet edinemediklerini rehin alma dürtüsüyle yetişen kişilerin öyküleri bütün bir topluma yine/yeniden egemen oluyor.

Bizler de onların -bilerek yahut bilmeyerek -kurgularının birer parçası oluyoruz. Bunu bugün hep birlikte yaşıyoruz.

Lakin diğerlerinin çektiği acıların farkında olanlar, toplumun yararını gözeten bireysel inanç sistemine sahip kişiler hâlâ var. Olumlu anlamda bir dönüşüm hâlâ mümkün demek ki.

Acaba olumlu dönüşüm öykülerinin sahipleri biter de manevi maskeler takınan maddiyatçılar tüm hayata egemen olur mu? Diyalektik ruh hayır, bitmez diyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: