Gerçeklik ve İmge

02 Kasım 2016

Gerçeklik insan zihnine eksilerek, ayıklanarak girer. Gerçek dediğimiz şey zihnimizde -dolayısıya ifade edildiği yerde de- tam ve kusursuz değildir.

Gerçeklik dediğimiz şey, gerçeklik dediğimiz şeyle bitişen ve kurguladığımız imgelerimizdir.

Gerçeğe, gerçek dediğimiz bir şeye yakınlık duyduğumuzu söylediğimizde de biz aslında gerçek dediğimiz şeyin imgesine yakınlık duyarız.

Yarın o şeye duyduğumuz uzaklık ise gerçeğin yok olması yahut yalan olması değil gerçek dediğimiz şeye yüklediğimiz imgenin değişmesidir.

Aynı şekilde dün uzaklık duyduğumuzun imgesi değişince ona yakınlık hissetmeye başlarız.

Aidiyetlere ve mensubiyetlere dayalı kimlik algıları kişilere, topluluklara, şeylere yönelik kısa yoldan yakınlıklar ve uzaklıklar hissetmemize neden olur.

Ancak bir kişinin, topluluğun, şeyin hikâyesine şahit olduğumuzda kısa yoldan uyandırılan kimlik algımız köklü biçimde değişir.

Muhteris siyaset toplumun dayanışan, kaynaşan bağlarını yani birbirlerinin hikâyelerine ulaşma olanaklarını sürekli parçalar. Kimlik algılarını kısa yoldan tanımlar. Yani insanların başka insanlara, topluluklara, şeylere yönelik hasmane imgelerini inşa eder.

Bağımsız sanatın doğal işi ise muhteris siyasetin parçaladığı bağları onarmak, hikâyelerle insanların birbirlerine ulaşma olanaklarını yeniden kurmaktır.

Birarada ve tabiatla uyumlu yaşamak için gerçekliğe duyduğumuz ihtiyaç kadar birbirimize ve tabiata yönelik yakınlık hissimizi geliştirecek imgelere ihtiyacımız var.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: