Yen

14 Mayıs 2017

20170301112524_yen-61elma yiyebileceğimiz bilgisiyle elma yemek arasındaki fark kolayca ayırd edilebilir. elma yiyerek edindiğimiz duyumsal bilgiyle sonraki elmayı daha iyi yahut daha farklı yiyebileceğimizi de söyleyebiliriz. seyircinin tiyatrodan edindiği bilişsel ve/veya duyumsal birikimle ilişkilerini ve kendini yeniden düzenleyebileceğini söylemek de yanlış sayılmaz.

duyumsal bilginin nasıl oluştuğuna yönelik deneyler gösteriyor: televizyondaki maçta kalecinin topu ileriye atışıyla, seyircinin ilgili kasları çalışıyor; bir bebeği taşımanın inceliklerini seyrederek bedenimiz deneyimliyor vb. tiyatroda da bir karakterin bir durum içinde yaşadığı kararsızlığın üstesinden nasıl geldiğini seyrediyor ve benzer bir durumda burdan edindiğimiz duyumsal deneyimi hayata geçiriyoruz  ya da tersi. sorgulayan ile kabullenen arasındaki farkı da yine eyleyen (acting) canlı kişilerin eylemlerine tanıklık ederek yahut daha da ileri gidelim kaslarımız, sinir sistemiz, hormonlarımızla katılarak keşfediyoruz.

gerçekçi sanat akımları toplumsal/doğal gerçekliği göstererek, tanımlayarak sanat alımlayıcısının toplumsal gerçeklik karşısında bilinçleneceğini ve olumsuzluklara karşı bir tavır alacağını öngördüler. gerçekçiler seyirciyi illüzyondan kurtarıp uyandırmak, bilinçlendirmek istediler. sanırım yaratılan etki ve yaşantının, duyumsal birikimle gelecek tutum ve tavır değişikliğinin gücü üzerine düşünmekten kaçındılar. aydınlanmanın katı rasyonalitesi sanatı da kendine bağladı.

yen, seyirciyi ‘bilinçlendirmek için kurgulanmış’ bir oyun değil. aksine seyirciye gerçekçilerin sevmediği illüzyon yaratarak bir yaşantı sunmayı ve seyircinin kimyasına ulaşabilmeyi hedefliyor. buna karşılık mekan tasarımı, müzik, dekor, barkovizyon ve iki tribün arasındaki oyun alanıyla illüzyonu kıran, kendi kurduğu yaşantıyı plastik araçlarla yorumlayan, açan, derinleştiren; bir tiyatro oyunu seyrettiğini seyirciye duyuran bir oyun. yani bir yanıyla seyirciyi illüzyona sokan bir yanıyla illüzyonu kıran bir oyun. ve bir yanıyla retoriği/bilgiyi durumun içine gömen bir oyun.

yoksulluk, yoksulluğun yarattığı sefalet; sefaletin ortasında hüküm süren, ekmeğe tercih edilen teknoloji, yapay ihtiyaçlar; insanın saldırganlık ve cinsellik güdüleri, bilinçdışı arızaları; tüketim kültürü, sahip olmak, topluma kanıksatılmış hiyerarşi üzerine tek laf edilmiyor ama bu olgular, durumlar, diyaloglar, kahramanların oyunları içinde parıl parıl parlıyor.

beş duyuya, saldırganlık ve sex güdülerimize dokunarak seyircinin düğmelerini kurcalayan bir oyun olarak algılanma riskine yönelik diyebilirim ki öyle değil. yen, düğmelerimize dokunuyor ama sırf dokunmak için dokunmuyor.

tiyatro dünyamızda bir şeylerin değiştiğini pek az bu kadar belirgin biçimde gördüm. becerili, zenaatkâr, fırlama oyuncudan fazlasına sahibiz yen’le birlikte: ruhsal çözümleme yetenekleri, sezgileri gelişmiş yaratıcı oyunculardı seyrettiklerim. bitkiler etilen hormonuyla nasıl haberleşiyor ve birbirlerinde kimyasal değişime yol açıyorlarsa yen’in oyuncuları da özel, metnin kurduğu durumlara ve karakterlere özgü oyunlarıyla/oyunculuklarıyla seyircinin kimyasında değişime yol açıyorlar. bunu karşı tribündeki seyircilere ara sıra gözatarken apaçık gördüm. hatta bazı seyirciler etkilenmemek, yaşantıya kapılmamak için gardlarını almışlardı. o kadar yani.

oyuncuların dörtte üçünün öğretmeni olan yönetmenin ‘yönetmeye’ değil iş çıkarmaya nasıl konsantre olduğu da başka mesele. zira yönetmen, oyuncuların eyleyişinde ve sahne düzeninde buraya kadar anlatmaya çalıştığım her şeyi ilmek ilmek örmüş. büyük, zorlu hatta tehlikeli bir yolculuğun rotasını çizmiş ve çizmeye devam ediyor. akıl, birikim, sezgi, acı ve tüm diğer araçlarla çalışmış. bunlar tiyatro dünyamızda ender rastlanan şeyler doğrusu.

yen’den çok şey edindim. güç ve moral buldum. mahsus selam ederim tüm ekibe, craft erbabına.

 

‘YEN’ / CRAFT

Yazan: Anna Jordan

Çeviren: Fatih Gençkal, Zeyneb Gültekin

Yöneten: Çağ Çalışkur

Oynayanlar: Neslihan Yeldan, Bora Akkaş, Berker Güven, İdil Sivritepe

Dekor: Taciser Sevinç

Işık Tasarımı: Cem Yılmazer

Ses: Özgür Kuşakoğlu

Mekân Yönetimi: Cansın Şenel

Proje Ekibi: Deniz Ünal, Esra Ergün,
Ali Emir Ali, Eylül Dursun, Emre Can Leblebici, Yağmur Kurt, Erdoğan Kuzu Mekân: Craft Kadıköy / Tek Perde

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: